yildiz
  ALEXSANDER FLEMİNG
alexsander2
          
            Alexander Fleming, 1881 yılında İskaçya'da doğar. Çocukluğu, 7 kardeşiyle birlikte çifliklerinin çevresini saran akarsular, vadiler ve çalılıklar arasında geçer. Fleming, sonraları buranın doğasından bilinçsizce de olsa çok şey öğrendiğini söyler. Babası ölünce, üç kardeşiyle Londra'ya gider. 1901'de Londara Üniversitesi St. Mary Tıp Okulu'na girer. 1905'te cerrah olarak çalışmaya başlarsa St Mary'den ayrılması gerekecektir. Bu yüzden aşı servisine geçmeyi tercih eder ve kariyerinin sonuna kadar St. Mary'de kalır. 1906'da araştırmalarına başlar. İlk yıllar, bakteriler ve antiseptiklerle ilgilenir. İnsan dokularına zarar vermeyen antiseptik maddeler üzerinde çalışmaya başlar. 1908-1914 arasımda burada okutmanlık da yapar.
             1. Dünya Savaşı boyunca, orduda doktor olarak hizmet verir. Bu dönemde de araştırmalarına devem eder. Burada çalışma arkadaşlarıyla birlikte çok ağır enfeksiyonlarla karşılaşır. Ancak, aslında bunlar bugün için küçük sayabileceğimiz enfeksiyonlardır. Fleming, "enfeksiyona neden olan mikroorganizmalarla savaşmaya yardımcı olabilecek bir kimyasal olmalı" diye düşünür hep. Savaş boyunca yaralıları tedavi edebilmek için pek çok yenilik yapar. İltihabın hastalıklarla savaşmak için oluşturduğu kanıtlar ve yaygın bir hastalık olan frengiye karşı yeni bir tedavi geliştirir. Ancak daha sonra yapacağı keşif bunları gölgede bırakacaktır.
            1918'de savaş bitince tekrar St. Mary Tıp Okulu'na döner. 1920'lerde gözyaşı, tükrük gibi pek çok vücut sıvısında bulunana bir enzimin varlığını keşfeder. "Lizozim" adını verdiği bu enzim, bakterilerin hücre duvarlarına zarar vererek, onları öldürür. Ancak, antibiyotik etki gösteren bu enzim, ağır enfeksiyonlarda etkili değildir. Fleming, arama
ya devam eder.
            St. Mary'nin laboratuvarlarında pek çok iş bir arada yürütülmektedir ve bu yüzden burası genelde düzensizdir. Ancak, bu düzensizlik iyi sonuç doğurur. Fleming 1928'de, içlerinde bakteri üretilen petri kaplarını temizleyip düzenlemeye çalışırken, biri dikkatini çeker. Çünkü, o zamanların en ciddi enfeksiyonlarına neden olan stafilakok grubu bakterilerin bulunduğu bu kapta küf oluştuğunu görür. Şaşırtıcı olan, bu küfün çevresinde bakterisiz bir bölge olmasıdır. Bakterilerle başa çıkmanın yollarına sürekli ilgi duymuş olan Fleming, küften bir örnek alır. İncelediğinde bunun Penicillium notatum adlı küf mantarı olduğunu anlar. Bu küfün, zararlı bakterilerin gelişmesini engelleyen bir madde salgıladığını bulur. Fleming, bakterileri öldüren bu etken maddeye "penisilin" adını verir. Penisilinle bazı deneyler yapan Fleming, onu saf halde elde etmeyi başaramaz. Ancak, küf kültürünün, 800 kez sulandırıldığın da bile, bakterilerin büyümesini engellediğini görür. Yeni buluşunu zarar vermeyecek biçimde hayvanlar üzerinde d
ener.
         Fleming'in 1929'da yayımladığı bulguları, çok az ilgi uyandırır. Bir süre daha küfle çalışmaya devam etse de, penisilini ayırmak ve arıtmak çok zordur. Bu yüzden bu işi kimyacılara devreder. Ancak, tıp dünyasının yeteri kadar destek vermemesi sonucu araştırma d
urur. Penisiline karşı olan ilgi, bundan sonra ancak II.Dünya Savaşı sırasında yeniden canlanır. 1940'da kimyacı Ernst Chain ve Howard Florey, işe bırakılan yerden devam ederek penisilini ayırmayı ve arıtmayı başarırlar. Fareler üzerinde yapılan bir deneyde penisilin, streptokok grubu baktaralexander_flemingileri öldüren enfeksiyonlu fareleri iyileştirir. Bu, büyük bir başarıdır; ancak, penisilinin insanlarda kullanılması için çok daha büyük miktarlarda (yaklaşık 3000 kat fazlası) elde edilmesi gerekir. Florey, ingiliz ilaç firmasının ilgisini çekemeyince, ABD'ye yönelir ve burada penisilin üretimine önayak olur.II.Dünya Savaşı sonralarında, müttefik kuvvetelere bağlı tüm askerlerdeki bakteri enfeksiyonlarını tedavi etmeye yarayacak kadar penisilin üretilmektedir.
            Fleming, uzmanlaştığı immünoloji (bağışıklık bilimi), bakteriyoloji ve kemoterapi üzerine çok sayıda makale yazar. Bunlar, bilimsel dergilerde yayımlanır. Çalışmalarından ötürü pek çok ödül ve madalya kazanır. 1944 yılında Sir ünvanına, 1945'te de Chain ve Florey'le birlikte penisilinle yaptıkları çalışmalardan ötürü Nobel Ödülü'ne layık görülür. Fleming, alçakgönüllü bir biçimde penisilinin zaten var olduğunu, kendisinin yalnızca onun varlığını fark ettiğini söyler. 1945 sonrasıysa antibiyotik çağı olur. 1948'de emekli olan Fleming, iki evlilik yapar ve bir oğlu olur. 1955'te de bir kalp krizi sonucu ölür.
Kaynak: Bilim Çocuk Dergisi

     
geriGeri
                                                                                                                                Ana Sayfa