|
|
Konuşma esnasında
konuşmanın düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklama,
bazı ses ve sözcükleri yineleme ya da bir heceyi uzatarak
söyleme ile giden ve bazı kişilerde sosyal ortamlardan kaçınmaya
yol açıp, kaygı ve üzüntü konusu olan bir bozukluktur.
Nelerden dolayı olabilmektedir?
Bazı ailelerde
gerilim düzeylerinin yüksek olması ve ortak bir özellik şeklinde
bu gerilimin nefes borusu ve ses tellerine iletilmesi ile
ilişkili olabildiği ya da beyindeki konuşma merkezi ile ilişkisi
olduğu yönünde düşünceler bulunmaktadır. Çocuklukta yaşanan
endişe , gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu
düşünülmektedir. Bir görüşe göre kişinin çözümleyemediği ve
bilinçaltına doğru bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da
isteklerinin sonucunda oluşan sinirlerin bir görünümü olarak
düşünülmüştür. Hastaların % 40-60 kadarında ailelerinde
kekemelik öyküsüne rastlanmıştır.
Görüntüleme çalışmalarında beyin kan akımlarında azalmalar ve
bölgesel olarak bazı alanlarda akımda düzensizlikler
saptanmıştır.
Kekemelik,ruhi bozukluklarla sinir hücrelerinin hastalıkları
sonucunda meydana gelir.
Durdurulamayan hece ve p,f,k,b,g, gibi patlayıcı harflerin (klonik
kekemelik) veya çoğu zaman patlayıcı sessiz harflerle başlayan
heceler önünde, gerçek kas kramplarını hatırlatan
duraklamalarla(tonik kekemelik) kendini gösterir. Kekemelikte
solunum düzensizliği çok önemlidir. Ritm iyice belirlenerek
şarkı söylemek hem solunumu kolaylaştırır hem de kendisine güven
sağladığı için bu sırada kekemelik yok olur. Bunun en güzel
örneği de ses sanatçısı Hüseyin Turan'dır. Normalde kekeme
olduğu halde şarkı söylerken hiçbir kekeleme görülmemektedir.
Belirtilen yaşlarda oldukça sık karşılaşılan bu durum zaman
içinde, genellikle hiçbir yardım gerekmeden kendiliğinden
düzelmektedir. Bu sorunun kalıcı olmasında çocuğun anne
babasının ya da çevresindeki diğer kişilerin tutumları etkili
olmaktadır. Çocuklarının konuşmasında bir bozulma ortaya çıkması
anne babaları kaygılandırmakta, artık çocuğun çıkaracağı
sözcüklere dikkat etmeye, hatta çocuğun bu sözcüklerini
düzeltmeye başlamaktadırlar. Bu ise çocuğun konuşacaklarına
dikkat etmesine ve takılmayacağı sözcükleri seçmesine neden
olmakta, giderek daha az ve seçici konuşmasına yol açmaktadır.
Özellikle heyecanlandığında, yabancılarla konuştuğunda ortaya
çıkan bu takılmalar nedeniyle çocuk böylesi ortamlarda
konuşmamayı tercih etmektedir.
Burada anne babanın konuşmadaki düzensizliğin gelişme ile ilgili
olduğunu bilmesi ve zaman içinde geçeceğine inanması
gerekmektedir. Böylece çocuğun takılmalarına dikkat etmeyecek,
onun konuşmasını destekleyecek, böylece konuşma bozukluğunun
yerleşmesini önleyeceklerdir.
Hangi yaşlarda başlar?
% 3 oranında
görülmektedir. Çocuklarda genellikle ailedeki daha küçük
çocuklarda görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha
çok görülmektedir.Kentsel kesimlerde kırsala göre daha çok
gözlenmektedir. En çok 2-7 yaş arasında görülmekte olup,
ortalama başlangıç yaşı 5 yaş civarıdır.
Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava
akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın,
iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma
durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.
Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde
kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az
karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim
kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun
sürdüğü belirlenmiştir.
Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun
dışında tedavi edilmeyen vakalar ömür boyu sürmektedir.
Kekemelik-Beyin İlişkisi:
Kekemelik ve beyin
ilişkisinden bahsedelim. Kekemelerle normal konuşanların
beyinlerinde ilk kez anatomik farklılıklar belirlendi.
Bulguların, kekemelik riski taşıyanların belirlenmesine ve
tedavisine yardımcı olacağı düşünülmekte.
A.B.D.'nin Tulane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi'nden
Anne Foundas ve ekibi, deneyi çocukluktan beri kekeme olan 13
erkek ve 3 kadınla, aynı oranda erkek ve kadından kurulu 16
kişilik bir kontrol grubu üzerinde yürütmüş. Kontrol grubunun
da, aynı yaş ve eğitim düzeyinde ve aynı sayıda solak ve
sağlaktan oluşmasına özen gösterilmiş. Çünkü istatistiksel
veriler göre kekemelik erkeklerde kadınlara göre 4 kat yaygın.
Ayrıca kekemeler arasında solaklık da normal konuşanlara göre 2
kat fazla. Her iki gruptaki bireylerin beyinlerinde konuşmayla
ilgili bölgelerin hacmini belirlemek için manyetik rezonans(MR)
görüntüleri alınmış. Daha sonra konuşma ve lisanla ilgili olan,
öndeki Broca alanı ile arkadaki Wernicke alanı karşılaştırılmış.
Kekemelerde çok daha geniş ve simetrik bir planum tempore
bölgesi saptanmış. Bu bölge, Wernicke alanının dil ve müzikle
ilgili girdilerin işlendiği bir bölümü. Normalde bu bölge
sağlaklarda beynin sol tarafına doğru bir çıkıntı yapıyor.
Kekemelerde Broca alanı üzerinde fazla kıvrım olduğu görülmüş.
Foundas, bu fazladan kıvrımların beynin duyma ve motor bölgeleri
arasındaki ilintiyi engelliyor olabileceği düşüncesinde.
Science, 3 Ağustos 2001
(Bilim ve Teknik Eylül,2001)
Beyinle ilgili birçok keşfin gerçekleştirildiği Research Imaging
Center'da yapılan bir araştırmaya göre. Dr. Peter Fox,
kekemelerin beyninde ''normal insanlara oranla hiperaktif
şekilde işleyen'' bir merkez keşfettiklerini söylüyor. Bilim
adamları, manyetik dalgalar aracılığıyla beynin bu merkezinin
aşırı faaliyet gösterenmesini engelleyerek kekemeliği yok etmeye
çalışıyorlar
Merkezde ayrıca çocuk beyinlerinin şiddet içeren filmlere nasıl
reaksiyon gösterdiği de belirlenmeye çalışılıyor. Örneğin
ekranda şiddet görüntüleri geldiğinde çocukların sadece görme
merkezlerinin değil, öğrenme ve hafıza merkezlerinin de harekete
geçtiği tespit edildi. Uzmanlar, şimdi şiddetin çocuğun öğrenme
kapasitesini artırma açısından bir yöntem olup olmayabileceğini
araştırıyorlar.
Hangi durumlarda belirginleşir?
Yabancıların
bulunduğu, kalabalık ortamlar, bir otorite konumundaki kişinin
karşısında, telefona yanıt vermek, birinden bir şey istemek,
beklenmedik bir durumla hazırlıksız bir şekilde karşılaşma gibi
hallerde belirginleşmektedir. Korktukları bu gibi durumlardan
kaçınmaya çalışırlar. Söyleyemedikleri bir sözcüğün yerine hemen
bir eşanlamlısını getirerek cümleyi tamamlamaya çalışırlar.
Adları sorulduğunda yanıtlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle
bu işleri yakınlarındakilere bırakırlar. Öğrenciler bu nedenle
arka sıralarda oturmaya çalışır, parmak kaldırmaz, konuşmalarda
dinleyici olmayı yeğler, yoklamalar alınırken geç yanıt
verirler, ya da el kaldırarak kaçınma davranışı gösterirler.
Daha çok mimikleriyle yanıt vermeye eğilimlidirler. Yeni bir şey
söylemek ya da istemek yerine başkaları ile aynı fikirde
olduklarını ya da aynı şeyi istediklerini belirtirler.
İstediklerini değil, söylemesi kolay olan şeyleri ısmarlarlar.
Yoldaki bir görevliye, polise adres sormak için durduklarında
ilk sesi çıkartmakta güçlük çekebilirler. Bu durumlarda
konuşmayı kolaylaştırmak ve o sesi çıkarabilmek için el veya
ayağı sallama, ayağı yere vurma, baş ve boyun hareketleri, göz ,
kas ve dudak hareketleri gibi tikler eşlik edebilir.
Tedavi:
Davranış
düzenlenimi, nefes alıştırmaları, gevşeme teknikleri, konuşma
terapisi (konuşmanın yavaşlatılması, konuşma başlangıcının
kolaylaştırılması, ses düzey kontrolü gibi) yapılmalıdır. Bazı
vakalarda antidepresan ve anksiyolitik tedavileri faydalı
olmaktadır.
Kekemelik, eğitilmesi gereken aşırı heyecanlılık halidir. Ritm
ve fonetiğe(sesbilgisi) dayanan eski metodlar, özellikle gençler
ve çocuklarda iyi sonuç vermişse de erişkinlerde yeterli
olmamaktadır. Bugün tedavide psikoterapi(ruhi tedavi) yalnız
başına veya eski metodlarla birlikte uygulanmaktadır. Hamburglu
bir dil öğretmeni ''Kibernik metod'' adını verdiği tedavi
şekliyle kekeme hastaları tedavi ediyor. Eğitim bu konuda
uzmanlaşmış yerlerde yapılır..
|
 |