|
Bilimsel Yayınlar (Scientific Publications)
Popüler Bilim |
BİLGİ ÇAĞI TOPLUMU VE SORUMLULUĞU (Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisinde 01.08.1999 da yayınlandı)
Yaklaşık beş milyar yaşındaki dünyamızın geçmişini devirler, çağlar gibi evrelere ayırarak değerlendirme ve incelemeye ne zaman başladığımızı bilemiyorum. Yontma taş devri, maden devri, eski çağ, orta çağ, yeni çağ, yakın çağ derken bitişine 1,5 yıldan az bir süre kalan 20. yüzyılda dünyamızdaki gelişmeleri adlandırmakta çağlar da anlamını yitirdi ve bir yüzyılı bile 6-7 çağa ayırma gereğini duyduk. Dünya tarihinin en büyük ve en kanlı savaşları bu yüzyılda gerçekleşti. Aya seferler düzenlendi, gezegenlere araçlar indirildi. Tüm fosil yakıtların yarısına yakını yakıldı, orman varlığı yarıya indirdi, çekirdek enerjisi (nükleer) insalığın hizmetinde ve kitlesel ölümünde kullanıldı. Bilinen kimyasal madde sayısı binlere katlandı. Telgraf, telefon, telsiz, radyo, televizyon, teleks, faks, bilgisayar derken bilgisayar ve uydular aracılığıyla iletişime geçildi. 50 yaş üzerinde olanlarımız tüm bu baş döndürücü gelişmelerin çoğunu izleyerek yaşadık, büyüdük.
Çoğu yoğun çalışma araştırma sonucu ulaşılan teknolojik gelişmelerin ürünleri tüm insanlığın yaşamını kolaylaştırdı ve daha konforlu düzeye getirdi. Yüz yılımız boyunca sanayi çağı, plastik çağı, hız çağı, uzay çağı, iletişim çağı gibi çağlara bölüme ve adlandırmadan sonra bilgi çağı olarak kapatmada tüm toplumlarda fikir birliği oluştu. Ne yazık ki millet olarak bu çağlara yön veren teknolojik gelişmelere ve ürünlerinin üretimine büyük bir katkımız olamadı. Ancak, tüm insanlığın hizmetine sunulan ürünlerden yararlanmak doğal hakkımız ve çoğundan da yararlanıyoruz. Tüm teknolojik gelişmelerden yeterince yararlanabiliyor muyuz? Gecikmeli de olsa, televizyon, telefon ve bilgisayar başta olmak üzere tüm teknolojik gelişimlerden yararlandığımız kesin. Hatta bir çoklarını gereğinden daha fazla kullanıyor, bazen de bir zaman yaşanan telsiz kargaşası gibi frekansları bile altüst ediyoruz. Cep telefonu kullanma kültürümüz üzerinde bile durmak istemiyorum. Çoğu insanımız, çocuk, genç ve yaşlımız adeta televizyonun kapatma düğmesinin de olduğunu unutarak nerdeyse tüm gününü TV başında geçirmektedir. Televizyon dil, kültür, birey ve toplum sosyolojisi ve ruh sağlığına etkilerini incelemeyi de uzmanlarına bırakıyorum. DOĞRU KULLANMAK
Bu yazımda asıl amacım, okuyucuları toplumumuzun daha dar kesiminin, başta üniversitelerimizin öncelikli yararlandığı bilgisayar ve internet kullanımındaki alışkanlıklar ve etkileri üzerinde düşünmeye yöneltmektedir. Bilgisayar kullanımı bilgiye ulaşım, bilgiyi toplama ve depolama, deneysel ve bilimsel araştırma sonuçlarını kısa sürede değerlendirme, makale ve poster hazırlama, tez ve kitap yazma, çizim, modelleme işlerinde çok yararlı olmuştur. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu alanlarda ürünlerin hızla artmasında ana etken olmuştur. Elektronik haberleşme, bilgiye ulaşma, karşılıklı bilgi alış-verişi, yeni makale, dergi ve yayınları kısa sürede ucuz inceleme olanağı bilgi üretimine de çok olumlu katkılar sağlamıştır.
Ancak, çocukların oyun oynama amaçlı bilgisayara esir oldukları gibi, birçok araştırmacı ve deneyci de bilgisayar ve Internet'in sürükleyici sihirine kapılarak neredeyse tüm günlerini bilgisayar başında geçirir olmuşlardır. Internet WEB sayfasındaki bilgi ve reklamların çoğunlukla gelişmiş ülkelerce üretildiği ve yüklendiği düşünülürse geri kalmış ülke bilimcilerinin bağımlılığının artışının olası tehlikesi daha iyi anlaşılır. Deneysel çalışmaların yapılmasını gerektiren ve teknolojik üretime olumlu katkıları olacak çoğu temel ve teknik bilim alanlarında neredeyse laboratuarlar kapanmış, deneysel çalışma yerine bilgisayar başında hazır paket programlar kullanılarak ya da bunlar değiştirilerek tezler yapılmaya başlanmıştır. En yaratıca genç beyinler teorik çalışmalara yönelmişlerdir. Bu arada çekici reklam ve oyunlara kapılarak harcadıkları zamanlar ise ayrıca kaybedilmektedir. Bu kadar çağdaş bir bilim aracından sadece gereği kadar yararlanmalı, teorinin ancak sağlıklı ve başarılı deneylerle desteklenmesinden sonra anlam kazanacağı göz ardı edilmemelidir. Meşhur kimyacı Kollthoff'un ifadesiyle "teori yönlendirir, deney karar verdirir" Çağı yakalayalım derken, hep arkasından sürüklenmememiz gereğini unutmamalıyız. Üretmeden tüketimin doğal sonuçlarının bilincinde olmalıyız. Bilim ve teknoloji üretimine katkımızı artıracak tüm olanakları seferber etmeli, zamanımızı ve desteğimizi asıl üretim artışı yönünde kullanmalıyız. Ülkemizde neredeyse bütün il ve ilçelerde radyo ve televizyon yayınları yapılmakta, herkesin elinde bir cep telefonu, imkan bulanlar internete bağlanıyor, internet kahveleri çoğalıyor, yani çok iyi tüketici olabiliyoruz. Hiç birinin gelişimine katılmadığımız gibi verici cihazların tamamını ithal ediyoruz. Hiç olmazsa bilgi teknolojilerini onların esiri olmadan verimli kullanabilmeliyiz. Mehmet Doğan
|