Bilimsel Yayınlar
(Scientific Publications)
Popüler Bilim
(Popular Science)

Tez Yönetimi Ve Danışmanlık
(Thesis Directed)
Verdiği Dersler
(Courses Instructed)
MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİME ÖĞRETMEN YETİŞTİRME

(Öğretmenlik Mesleği, Coşkun Yay. Ed. H.Coşkun 2000'de yayınlandı)


     Mehmet Doğan
     H.Ü. Mesleki Teknoloji Yüksekokulu Müdürü
     Cumhuriyetimizin kuruluş yılı olan 1923 yılında anaokulundan üniversiteye kadar tüm okullarımızda ancak 364428 öğrenci eğitim öğretim görebiliyordu. İlkokul sonrası ortaokul, lise ve üniversitelerde okuma imkanı bulanlar ise ancak 17000 kadardı. 1996 yılında tüm öğrenci sayımız 14364000'e ve sadece Yükseköğretimdeki öğrenci sayımız 1.4 milyona ulaşmıştır. Bu dönemde nüfusumuz 5 kat arttığı halde öğrenci sayımız 39,4 kat artmıştır. Ancak yine de toplum olarak eğitim-öğretim sistemimizin yetersizliğinden şikayet ederiz. Zira tüm nüfusunu eğitilmiş olması gerekirken orta öğretimde okullaşma oranımız ancak % 68,7'e ulaşmıştır.
     Milli Eğitim yasalarının öngördüğü gibi amaç çağdaş bilgi, beceri ile donatılmış, kültürlü, nitelikli insan ve bu arada ülkenin tüm alanlarında ihtiyacı olan çağdaş iş gücü karşılayacak vatandaş yetiştirmektir. Eğitim sistemleri de bu amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenmelidir.. Eğitim, toplumsal yaşamın her kademesinden, sürekli beşikten mezara kadar sürmesi gerekli ise de asgari düzeyde yukarıdaki amacı gerçekleştirmede ve bunu belgelendirme görevi okullara verilmiştir. Milli Teknik Eğitim (MTE) için yalnız okul yeterli değildir. MTE kurumu mezunları ülkenin ihtiyaç duyduğu insan gücünü, özellikle ara insan gücünü karşılayacağından bu mezunları istihdam edecek kuruluşlar da eğitim de görev üstlenmelidir. MTE, öğretmen (okul), işyeri ve öğrenci üçayağı üzerine oturtulmalıdır. Planlar, projeler bu üç asli unsur dikkate alınarak yapılmalıdır.

Mesleki ve Teknik Eğitimde Okullaşma


     Günümüzde beş milyon civarında olan, ortaöğretim çağ nüfusunun 2/3'ü okuma imkanı bulunmakta ve ortaöğretim görmektedir. Bunlar özel ve genel liselerle mesleki ve teknik liselerde tüm yurt sathında eğitim-öğretimlerini sürdürmektedirler. Cumhuriyetin başında bile tüm ortaöğretim gören öğrencilerin 2/3'ü mesleki ve teknik okullarda 1/3'ü düz liselerde okurken, bugün toplam sayıları 2900'e yaklaşan 35 tür mesleki ve teknik öğretim kurumlarında tüm ortaöğretim öğrencilerinin ancak 1/3'ü' okumaktadır. YÖK verilerine göre 1996-1997 öğretim yılında 4 ana grup altında (erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim, ticaret ve turizm, İmam-Hatip) toplanan 2728 mesleki ve teknik lisede 906639 öğrenci öğretim görüyordu. Yükseköğretimde okullaşma oranı, Yükseköğretime geçmeyen ve başka bir beceri de kazanmayan düz lise mezunlarındaki işsizlik, her alanda ülkenin yetişmiş işgücü ihtiyacı düşünüldüğünde yukarıdaki verilen oranın tersine döndürülmesi gerekir. Yani tüm öğrencilerin en az 2/3'ü MTE'e yönetilmelidir.
YÖK MTE'i seçen öğrencilerin mezuniyetlerinden sonra kendi alanlarındaki meslek yüksekokullarına sınavsız geçişlerine imkan veren kapsamlı bir projeyi uygulayacağını duyurduğu halde MTE liselerine yönelme artmamış, aksine azalmıştır.
     Çağ nüfusunun bir bölümünün de genelinde yaygın çıraklık eğitimi ve meslek kazandırma kursuna katılma imkanı olduğu halde nüfusun büyük bir bölümünü MTE almadan hayata atılmaktadır.
     Ara iş gücünü yetiştirmesi amaçlanan üniversitelerimize bağlı,ülke genelinde yaygınlaştırılan 390 meslek yüksekokulunda ancak 200 bin civarında (1996-97 döneminde 192204) öğrenci eğtim-öğretim görmektedir. Ülke ihtiyacı düşünüldüğünde bu sayının da üniversitelerin 4 yıllık Lisans programlarına devam eden öğrenci sayısından daha yüksek olması gerekir.
     MTE okullarının sayılarının çok yüksek olmasına rağmen öğrenci sayılarının azlığı ve MTE'ye talebin düz liselerden düşük olmasının nedenleri araştırmalı ve MTE için özendirici ek önlemler alınmalıdır. Ülkemizde MTE okulları ülke genelinde plansız ve programsız yaygınlaştırılmış, bazen kaynak israfı da yapılmıştır. Şöyle ki toplam nüfusu 5000'in altında çoğu küçük ilçe merkezinde Endüstri Meslek lisesi, İmam-Hatip lisesi, Ticaret lisesi, lise ayrı ayrı açılmıştır. Bu şekilde kaynak israfı yerine çok amaçlı bir tek lise açılabilirdi. Halen de geç değil. Bu tür liseler tekbir çatı altında toplanarak ve program çeşitliliği artırılarak daha ekonomik ve etkin kullanılabilir. Bunun için MEB'lığının klasik organizasyonu, yani her bir lisenin farklı Genel Müdürlüğe bağlılığı engeli yerel yönetim katılımının ağırlığı ile aşılabilmelidir.

MTE Öğretmenlerinin Yetiştirilmesindeki Gelişmeler


     MTE Kurumları Milli Eğitim Temel Yasasında niteliği tanımlanan bilinçli ve nitelikli vatandaş yetiştirme yanında öğrencilere bir beceri meslek kazandırarak ülkenin ihtiyaç duyduğu işgücünün yetiştirmeyi de amaçlamıştır. O halde MTE öğretmenleri bu üç yönlü amacı gerçekleştirerek şekilde üç grupta toplanabilir:
1.Klasik lise öğretmenleri; yani fen, matematik, sosyal bilimleri, yabancı dil, sanat, beden eğitimi öğretmenleri ki genel öğretmen yetiştiren kurumlardan yetişen öğretmenlerdir.
2.Mesleki ve Teknik beceri kazandıracak gerçek MTE öğretmenleri.
3.Mezunların işyerinde uygulama eğitimlerini veren, mezun öğrencilerin muhtemel işverenleri; Bu makale, gerçek MTE öğretmenlerinin yetiştirilmesi ve işyeri eğiticileri, yani son iki kaynak üzerinde duracağız.
     Ülkemizde meslek okulu öğretmenleri, geçmişte bu amaçlarla kurulan Erkek Teknik. Kız Teknik , Ticaret ve Turizm Yüksek öğretmen Okulları ile Yüksek İslam Enstitülerinde yetiştirilmiştir. Ayrıca eğitim enstitülerinin yakın alan mezunların ile üniversitelerin ilgili alan mezunlarından da MTE okullarında doğrudan, geçici görevlendirme veya saat başı ücretle öğretmen olarak yararlanılmıştır.
     1982 yılında tüm Yükseköğretim Kurumlarının bir çatı altında toplanmasıyla yukarıda adı geçen yüksek öğretmen okulları ve enstitüleri aynı adlı eğitim fakülteleri ve ilahiyat fakültelerine dönüştürülerek üniversitelere bağlanmışlardır.
     Günümüzde meslek alanlara ve mesleki ve teknik eğitim veren okullar çok çeşitlendiğinde yukarıda verilen dört ana kaynak, yani, bugünkü meslek ve teknik eğitim fakülteleri nitelikli ve nicelikli olarak yeterli olmamaktadır. Bugün Teknik Eğitim Fakültelerinin sayısı 9'a ulaşmış, çok sayıda su ürünleri, güzel sanatlar, ilahiyat, iletişim, sağlık eğitimi fakülteleri açılmıştır. Bu fakültelerin mezunlarından da MTE okullarına öğretmen atanmaktadır. Ancak, endüstriyel sanatlar, mesleki eğitimi ticaret, turizm fakülteleri sayısı artmamış, bunlar Gazi üniversitesinde birer fakülte halinde kalmıştır. Özellikle kız teknik eğitim ile ticaret ve turizm liselerine öğretmen yetiştiren kaynaklar artırılmamıştır.
     20.Yüzyılda meslek ve istihdam alanları tarım toplumunda sanayi toplumuna geçişe göre şekillenmişti. İşgücü dağılımı tarım kesiminde %80'den %20 hatta %10'lara düşerken sanayi istihdamı %20'den, %50-60'lara, hizmet alanı ise ancak %10-30 civarında gelişim göstermişti. Halbuki 21.Yüzyıla girerken gelişmiş toplumlarda tarım ve sanayi istihdamı hızlı düşmüş, hizmet kesimi çeşitlenerek %50-70 civarına ulaşmıştır. İstihdam alanındaki değişim ve gelişme parelel olarak MTE yapısı ve çeşitliliği'de artırılmalıdır. Ancak bu çeşitleme ve yeni meslek alanları tanımlanırken okul ve kurum çeşitliliğinde kaçınılmalı, çok amaçlı meslek okullarında iş alanlarına uygun programlar açılarak karşılanmalıdır. MTE öğretmenleri de bu çeşitlenen programa, ve meslek yaşamları süresince muhtemel değişimlere cevap verecek şekilde yetiştirilmelidir. Örnek olarak 20-50 yıl önce istihdamın %50-60 civarı sanayi kesiminde gerçekleşirken, madencilik,metal sanayi ve özellikle otomobil sektörü büyük ölçüde tesviyeci, tornacı, kaynakçı, modelci,boyacı, duvarcı gibi elemanlara ihtiyaç vardı. Buna göre planlanan teknik lise ve endüstri liselerine öğretmen yetiştirerek şekilde yapılandırılan eski Erkek Teknik Yüksek öğretmen okulları ve bugünkü Teknik Eğitim Fakülteleri de bu yapılarını değiştirmek zorundadır. Teknolojik gelişlere göre şekillenecek iş alanı ve istihdam profiline göre öğretmen yetiştirilmelidir. MTE öğretmenleri iş yaşamı ile iç içe ve değişik meslek alanlarında eğitim yapacak şekilde eğitilmelidir.
     Meslek tanımları, sınıflandırma ve standartlaştırmalarında kesinlikle uluslar arası kriterlere uyulmalıdır. Ayrıca bölgelerin özellikle,bölgelerdeki istihdam yapısı, meslek odaları, sanayi, ticaret odaları MTE öğretmenlerini yetiştirirken kurumlarla sıkı ve organik ilişki içinde olmalıdır. MTE öğretmen yetiştirirken fakültelere öncelikle MTE okulları mezunları arasından, iş deneyimi olanlar kabul edilmelidir. Bu okullar yaz aylarında eski mezunlarına kurslar düzenlenerek, yeni gelişen iş kollarında eğitim yapacak şekilde kurslardan geçirilmelidir. Bazı iş alanlarında işsizlik başlayınca ya da işgücü ihtiyacı azalınca bu eğitim almış olanlar bir kurstan geçilerek yeni açılan iş alanlarına yönlendirilir. Almanca'da "Umschulug" denen, "meslek değişimi eğitimi" diyebileceğimiz bir eğitim yaygın uygulanır. Bu eğitimi Almanya'da iş bulma kurumu yapar. Bizde iş bulma kurumu böyle eğitimi vermiyeceğine göre bu görev de MTE kurumlarına düşmektedir. MTE kurumları yeni istihdam alanlarının ihtiyaç duyduğu eğitimi verecek şekilde eğitilmemiş olabilirler. Bu eksiklik,o alanda yetişmiş, iş kolundaki uzmanlar tarafından yine MTE kurumunda verilebilir. Bu uzmanlardan öğretici ve öğretmen olarak MTE kurumlarında yararlanma yolları açılmalıdır. MTE öğretmeni yetiştiren fakültelerin eğitimi programları, MTE ortaöğretim kurumları ve iş hayatı ile uyumlu olmalı, bu fakültelerin programları ezbercilikten uzak, sorgulayan,düşünen, eleştiren, yeni bilgi ve teknolojiye ulaşılabilen öğretmen yetiştirecek şekilde geliştirilmelidir. Öğretmenler mutlaka yabancı dil bilmeli,birden fazla grup dersi verecek şekilde eğitilmelidir. MTE öğretmeni yeni gelişmelerle ihtiyaç duyulan iş alanları için de eğitim verecek şekilde açık, kendini ve bilgisini yenileyen, iş yaşamı ile iç içe olmalıdır.
     Hizmet sektöründeki hızlı gelişme, basından, turizme,büro yönetiminden, süslemeciliğe, taşımacılıktan, bilgisayar kullanımına kadar yüzlerce mesleği ortaya çıkarmıştır. Bu kadar değişik ve çok sayıda mesleğin her birini öğretecek öğretmenleri yetişecek kurumların, klasik eğitim fakülteleriyle sınırlandırılmayacak kadar geniş olmak zorundadır. Bu nedenle iş yerlerinde çalışarak deneyim kazanmış iş sahipleri ve uzmanlardan MTE kurumlarında veya iş yerlerinde pratik uygulamalarında öğretici olarak yararlanılmalıdır. Hatta meslek kuruluşları ve yerel yönetimler çevrelerindeki MTE kurumu öğrencilerinin eğitimine katılmaya zorlanmalıdır. Okul yönetimine işveren ve işçi temsilcileri ve yerel yöneticiler de katılmalıdır. Ayrıca tüm branşlarda üniversite mezunlarından ihtiyaç halinde MTE okullarında eğitici olarak yararlanılmalıdır.
     7. Beşyıllık kalkınma planı ve 16. Milli Eğitim Şurasında yer alan MTE'le ve MTE öğretmeni yetiştirme ile ilgili kararları hızlı uygulamaya konulmalıdır. MTE alanında tüm işveren kuruluşları, yerel yönetimler Devlete destek olmalı, MTE yükünü paylaşmalıdır.
KAYNAKLAR
1. Türk Yükseköğretiminin Bugünkü Durumu, YÖK yayınları (Kasım 1998 Ankara)
2. Milli Eğitim Bkanlığı İstatistikleri, (1995),MTE Basımevi, Ankara
3. M.Doğan, üniversitelerimiz ve Temel Sorunları, Özel Off-Set basım,(1997,Ankara)
4. Onaltıncı Şura Kararları, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Bakanlığı, Milli Eğitim Basımevi (1999Ankara)
5. DPT Yedinci Beşyıllık Kalkınma Planı (1996-2000), 1995,Ankara.