Bilimsel Yayınlar (Scientific Publications)
Popüler Bilim (Popular Science)
Tez Yönetimi Ve
Danışmanlık
(Thesis Directed)
Verdiği Dersler (Courses Instructed)
|
ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SİSTEMİ
(Cumhuriet Bilim Teknik Dergisi 'nde 31 Ekim 1998 de yayınlandı.)
Ülkemizde 1963 yılına kadar merkezi bir sınav olmaksızın üniversiteler kendi öğrencilerini kendi yaptıkları sınav yada belirledikleri kurallara göre alırken bu tarihte Robert Kolej (Boğazıçı Ünıversitesi) ve ODTÜ dışındakı üniversiteler bir basamaklı merkezi sistemle öğrenci alımına başlamışlardır. Daha sonra ODTÜ ve Boğaziçi de merkezı sisteme katılmışlardır. Bir basamaklı sınav yerine 1981 yılından itibaren iki aşamalı sınavla öğrenci alınmağa başlanmış, tüm meslek yüksekokulları da bu sınav kapsamına alınmıştır.
1981 öncesı akademiler, eğitim enstitüleri, islam enstitüleri, devlet mimarlık mühendislik akademileri, meslek yüksekokulları ya Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı, ya da özel yasaları olduğundan esasen ünıversite dışı sayılıyorlardı. 1981 yılında yayınlanan 2547 Sayılı YÖK ile tüm Yükseköğretim bir çatı altında toplanmıştır. Merkezı giriş sınavına başlamadan önce ülkede tüm ünıversite sayısı 6 ( İÜ, İTÜ, A.Ü, Atatürk Ü. ve E.Ü) idi. Bunların çoğu bölümleri de sınavsızdı. Türkiye nüfusundaki hızlı artışa lise sayısındakı hızlı artış da eşlik edince ve 1973 yılından itibaren meslek okullarının Meslek Lisesı sayılması ve bunların mezunlarına da tüm ünıversitelere eşit koşullarda girme yolu açılınca ünıversiteye giriş talebi çağ nüfusunun hızlı artışının da üzerinde hızla yükselmiş ve merkezi yerleştirme tek seçenek haline gelmıştir. 1981 yılında çağ nüfusunun Yükseköğretimdeki okullaşma oranı %5 idi. Tüm ünıversitelerde 130 bin, Yüksekokullar ve akademilerde 105 bin öğrenci öğrenim görüyordu. Bu sayı 1923'de 2900 idi.
1995 yılında yükseköğrenim gören öğrenci sayısı 1.200.000 olup, okullaşma oranı %20 (açıköğretim hariç %12,5) olduğu halde talep çok yüksek olduğu için giriş sınavına katılan öğrenci sayısı 1.260.000'ın üzerinde oldu. 1996 yılında lise son sınıftan sınava katılanların sayısı toplamın (1.273.000) yarısından az (526000) olup, çoğu ya eski yıllardan bekleyen ya da bölüm değıştirmek üzere yeniden sınava girenlerdir.
Ünıversiteler Arası Kurul Haziran 1998'de aldığı tavsiye ve 30 Temmuz 1998 tarihli YÖK kararı ile 1999 yılından itibaren tekrar sınav sayısı bire inecek, ÖSS ve orta öğretım başarı puanı ile ünıversitelere yerleştirme yapılacaktır.
İlk bakışta sınav sayısının bire inmesı ve ortaöğrenim başarısının ünıversiteye girişte önem kazanması çağdaş ve olumlu görülmektedır. Ancak ortaöğretim safhasında bir değışıklik ya da düzenleme olmadan bu uygulama sakıncalı olabilir.
Kısaca dünya üniversiteye nasıl öğrenci alıyor ? Bu soruyu tam cevaplamak için YÖK ve ÖSYM'nın elindeki verilere sahip değiliz. Bu verilerle daha sağlıklı yaklaşabilirdik. Dünyanın belli başlı, özellikle köklü ünıversıtelerine sahip Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerınde merkezi giriş sınavı yoktur. Girişte merkezi sınav daha çok Japonya başta olmak üzere Asya ülkelerinde yaygındır. Avrupa ve Kuzey Amerika'da nüfus artış hızının düşük olması ve üniversite sayısının yüksek olması üniversiteye talep ve arz dengesini kısmen kurmuştur. Ancak, her bölümün tercihi oralarda da farklı olup, gözde bölümler, ünıversiteler oralarda da mevcuttur. Buna rağmen merkezi sınav koymayı düşünmemektedirler. Diğer bir ifadeyle üniversiteye talep çok olsa bile öğrenci almak ve seçmek için tek seçenek merkezi giriş sınavı değildir. Nitekım en gözde bölüm ve meslek olan Tıp Fakültelerine bizde de 1960-61.... yıllarında sınavsız, sadece ortaöğretim başarısına göre öğrenci alınabilmış ve bir karmaşa da yaşanmamıştır. O halde, Avrupa ve Kuzey Amerika'da olduğu gibi ülkemizde de yeterli hazırlıklar yapıldıktan sonra giriş sınavı tamamen kaldırılabılır. Bu arada ülkemize özgü şark zihniyetinin ve açık gözlülüğünün, istismarın, tarafkir uygulamacılığın kaçamak yollarını yok edebilme ya da etkilerini asgariye indirme için ortaöğretimde gerekli düzenlemeleri zaman geçirmeden yapabilmeliyiz. Tüm tereddüt ve acaba şu sakınca olur mu diye korkularımızın tartışılarak yok edilmesı gerekir. Esasen ülkemizde üniversite sayısı ve kontenjanları nüfus artış hızımızın üzeriınde artış gösterdiğinden yakın bir gelecekte arz-talep dengesi kurulmuş olacaktır.
-1-
Birçoğumuz Türkiye'de en ciddi, tarafsız torpilsiz yıllardır başarı ile uygulanan böyle bir ÖSY sınavının devam etmesini haklı olarak savunabiliriz. Ancak bu sistemin maliyeti, eşit gibi görünmesine rağmen eşitsizliğe neden olduğunu, veli ve öğrenciyi tatmin etmediğini düşünürsek olumlu değişiklikleri tartışmalı ve uygulamalıyız.
Bugün uygulanan çok adil gördüğümüz sınav sistemı sınavdaki başarıyı esas aldığından şarka özgü adam kayırma (torpıl, özel tercıh) yollarını kapadığı için daha az eleştilmiştir. Ancak sınavda başarılı olan öğrencilerin kaynağı, illerin başarı oranları incelendiği zaman bu sınav sistemi sonucu çoğu dar gelirli fakir kesim ile, taşra ve küçük yerleşim yerleride ortaöğrenim görenlerin hiç de eşit şansla sınava girmediğı ve sınavlarda başarısız oldukları açık bir gerçek olarak gözlenmektedir. Ülkemizde tüm Milli Eğitim sistemi adeta üniversite giriş sınavına endekslenmiştir. İmkanları olan herkes ilk okuldan itibaren çocuklarını sınav kazanma başarısı yüksek olan okullara yerleştirme ve sınava hazırlık kursları aldırmaya çalışmaktadır. Hatta özel ders ve sınava hazırlık dershaneleri Milli Eğitim Bakanlığı ile yarışacak bır düzeye ulaşmış, ME-sistemini zorlamıştır. Bu özel kurs ve dershanelerden yararlanma imkanı bulamayanların sınav kazanma şansları çok düşmüştür. Ortaöğretim kurumlarındaki başarılı öğretmenlerin çoğu da bu dershanelerde ve özel kurslarda görev almaya yönelmişlerdir. Sonuç olarak bugünkü durum ortaya çıkmıştır.
Çözüm yolları olarak üniversite sayılarını artırma, üniversitelerin kapasite kullanımını zorlama (2.Eğıtım gibi), açık öğretim kontenjanlarını arttırma görülmüş, ama yeterli olmamıştır. Ünıversite ve yeni bölüm açmada ciddi planlama yapılmadığı için mezununa iş alanı olmayan birçok bölüm ve fakültenin mezunu hızla artmış ve mezun işsizliği sorunu ortaya çıkmıştır. Öte yandan ortaöğretimde öğrencilerın 2/3'ü liselere gittiğinden üniversite kapılarında bir beceri kazanamamış tek umudu üniversiteye girmek olan ancak başaramayan yüzbinlerce işsiz lise mezunu birikmiştir. Çoğumuz haklı olarak bir ülkede tüm gençlerin üniversiteye gitmesinin şart olmadığını söyler ve savunuruz. Ülkenin her meslekten, her tür hizmetleri yerine getirecek eleman ve iş gücüne ihtiyacı vardır. Çöpçü, aşçı, terzi, berber, turizmci, satış elemanı, sekreter, büro elemanı, çiftçi, çiçekçi, duvarcı, marangoz, nakliyeci, çoban, hayvan yetiştirici, işçi, sanayıci v.b. tüm meslekte eleman gereklidir. Her meslek ve iş de ünıversite öğrenimi kadar kutsaldır. Ancak bugün tek amacı üniversiteye öğrenci hazırlamak olan liselere bu kadar çok sayıda öğrenci alır ve bunların sadece %15'ı üniversiteye gilebilirse bu anormaldir. Asıl değişmesi gereken de bu durumdur. Yani ülke çağ nüfusu düz lise yerine bir meslek, beceri kazanacak şekilde yönlendirilmelidir.
Çözüm yolu olarak uzun vadede şu noktaları düşünmeyı ve tartışmayı öneriyorum:
1. İlköğretim okullarının son sınıfı yönelme sınıfı olmalı. Bu okulların ılk 7 yılda bu okullarda okuma-yazma, Türkçe, Türk ve Dünya tarihi, temel din bilgisi, sosyal bilgiler, demokrasi ve ınsan hakları, insan sevgisi, matematik, temel fen bilgisi ve teknoloji, bilgisayar öğretilmeli. Son üç sınıfta yabancı dil, spor, sanat etkinlikleri verilmelidi.
Son sınıfta yapılacak il bazında sınavlar ve yetenek testleriyle öğrencilerin sosyal bilimler, fen bilimleri ve sanat düzeyleri tesbit edilerek her bir okul çapında yüzdelik sıralamaları yapılmalıdır.
2. Her okulda bu üç alanda ülke ve il genelinde Milli Eğitim Bakanlığı ve ME müdürlüklerince belirlenen her üç alanda ilk yüzde %20-30 gibi dilime giren, öğrencilere bu alandaki sanat liseleri, sosyal bilimler, fen bilimleri liselerinde okuma yolu doğrudan açılmalıdır.
3. Düz liselerin önemli bir kısmı zamanla meslek liselerine dönüştürülmelidir. Meslek liseleri de başlıca üç alanda ve her bir alanın da en az 5-10 alt bölümleri olacak şekilde 1-Endüstri-Teknik Meslek Liseleri 2- Çok amaçlı Meslek Liseleri 3- Ticaret-Turizm Meslek Liseleri şeklinde düzenlenmeli
-2-
4. İlköğretim okulları bazında her yıl Milli Eğitim Bakanlığı'nca belirlenen ilk yüzde dilimine giremeyen tüm öğrenciler ile ilk yüzdeye girdiği halde meslek lisesine girmek isteyenler bu meslek liselerine kayıt yaptırmalıdır. Bu okullarda öğrenim süresi 3+2 şeklinde düzenlenip son iki yılı iş yerinde meslek uygulaması şeklinde gerçekleştirilmelidir.
5. Güzel sanat, sosyal bilimler ve fen liselerine ilköğretim okulu bitirişinde liselere gitme hakkı kazanan ilk %20-30'a girenler alanlarındaki liselerde öğretime başlarlar. Liselerde artık tüm derslerin tekrarlanmasına gerek yoktur. Sanat liselerinde ilgili güzel sanat, yabancı dil dersi yeterlidir.
Fen liselerinde ise matematik, fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar derslerine ek olarak bır yabancı dil öğrenimi yeterli olacaktır. Sosyal bilimler liselerinde ise çok sınırlı matematiğe ek olarak tüm sosyal bilimleri, felsefe, sosyoloji, psıkoloji, işletme ve yabancı dil öğretilir.
6. Liseler zamanla 3+1 yıl olacak şekilde ve son yıl tekrar kendi alanlarında yönelme sınıfı olacak şekilde fen lisesi dördüncü sınıf biyolojık bilimler, matematik-fizik, fizik-kimya-matematik, sosyal liseler, edebiyat, tarih, sosyoloji işletme-hukuk, siyası bilimler, yabancı dil v.s. olabilir.
7. Üniversiteler hangi fakülte ve bölümlerine ne tür liselerden kaç öğrenci alacaklarını YÖK'e bildirir. YÖK bu kontenjanları amaca uygun kitap halinde bastırarak liselere gönderir.
Öğrenciler başarı durumlarına göre açılan kontenjanlara müracaat eder. Bu müracaatlar ÖSYM tarafından bilgisayar aracalığıyle sıralama yaparak yerleştirir. Talep arzdan fazla olursa basıt bır ÖSS-benzeri sıralama sınavı yapılır.
İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumlarında yukarıdaki düzenlemeler yapılıncaya kadar YÖK'ce üzerinde çalışıldığı şekilde meslek lisesi mezunlarından kendi alanlarında yükseköğretim yapmak isteyenlere uygulanan ek puan sıstemi kapsamı genişletilerek tüm üniversite yerleştirmelerinde uygulanır. Bu ek puanlar meslek lisesı ve diğer liselerin tercih edilen bölüme yakınlığına göre 0.25, 0.50 ve 1.00 kat sayılarıyla çarpımı ile hesaplanır. Örnek olarak Turizm Meslek Lisesi mezunu 160 ÖSS puanı almışsa ve Tıp ya da Mühendislik tercih ederse hiç ek puan almazken, Turizm ve Otel işletmeciliği seçerse 1.00x160=160 ek puan, işletme seçerse 0,50x160=80 puan, uluslararası ilişkiler seçerse 0,25x160= 40 puan ek olarak alır. Aynı şekilde aynı ÖSS puanlı Fen Lisesi mezunu temel fen bilimleri seçerse 160, Tıp veya Mühendislik seçerse 80, işletme seçerse 0,0 ek puan alır. Lise edebiyat kolundan mezun olan yine kolun yakınlığına göre hesaplanan ek puanları almış sayılır, ünıversiteler her bölümleri için ne tür lise mezununa hangi kat sayıyı uygulayacaklarını ilan eder.
Ulusal ve uluslararası belirli alanda ödül ya da yarışmada başarılı olan (matematik, fizik, kimya, biyoloji olimpiyatları gibi, veya sanat alanında başarı) öğrencilere ayrıca bir ek puan uygulanır, ya da sınavsız giriş imkani verilir.
Yukarıdaki koşullara uymayanlar, örnek olarak lisede okuma hakkı olmadığı halde lisede okumak isteyen, ya da ünıversite öğrenimini lise öğreniminden farklı dalda yapmak isteyenler özel lise ya da vakıf üniversitelerine gidebilirler.
Prof.Dr.Mehmet DOĞAN
Hacettepe Üniversitesi M. Teknoloji Yüksekokulu Müdürü
|