Bilimsel Yayınlar (Scientific Publications)
Popüler Bilim (Popular Science)
Tez Yönetimi Ve
Danışmanlık
(Thesis Directed)
Verdiği Dersler (Courses Instructed)
|
YABANCI DİL ÖĞENİMİ Mi YABANCI DİLDE ÖĞRETİM Mİ ?
(Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi 27.6.1998'de yayınlandı)
Çagdaş iletişim ve ulaşım araçlarıyle ülkeler arasında sinirlarin kalktığı uluslar arası ilişkilerin arttığı dünyamızda yabancı dil öğrenmenin gerekliligi ve zorunlulugunu hiç kimse yadsıyamaz. Küçülen dünyada insanlar arası ilişki konuşurak ve yazışarak sağlanır. Bu ise ancak karşılıklı anlaşacakları ortak dil ile gerçekleşir. Ancak dünyadaki 195 ülke, bu ülkelerde konuşulan binlerce dil ve lehçelerin hepsini öğrenmek ve iletişimde kullunmak anlamsiz olduğuna göre, her ulus kendine uygun, diğer ulus ve ülkelerle ilişkilerinde yararlı olarak seçeceği onların da anlayacagı dilleri öğrenmeli, öğretmelidir. Bu rekabet ortamında gelişen teknoloji ve ticaretin dışında kalmamak, refah ve bölüşümden pay alabilmek, dünyaya açılabilmek için tüm bireyler en az bir mümkünse üç-beş yabancı dil öğrenmelidir. Ancak bu arada kendi öz dillerini, kültürlerini ve tarihsel birikimlerini kaybetmeden çagdaş gelişime ayak uydurmalıdir. Aksi halde günümüzde bir dilin, hatta ulusun yok olması daha kolay gerçekleşir.
Öğrenilecek yabancı dilin seçiminde, en çok kişi tarafından, en geniş cografyada dil, ya da bilimsel, teknoloji ile kültürel ticaret ve haberleşmede yaygın kullanılan diller öncelik kazanabilir. Son grup diller yani ingilizce, Almanca, Fransizca başta olmak üzere batı dilleri öncelikli öğrenilecek dillerdir. Ülkemizde de uygulama bu yöndedir. Ancak, ülkemizde "yabanci dil, yabancı dilde ögretim yapan okullarda ögrenilir" diye yanlış bir kanı vardır. Pratikte neden-niçin ilişkisine girmezsek basit yaklaşımla bu sonuç doğru görülmekte, en zeki ve seçkin ögrenciler öncelikle yabancı dilde öğretim yapan okulları seçmeye yönlendirilmektedir. Neredeyse anaokulundan başlayarak üniversiteye kadar yabancı dilde ögretim yapan okullar açılmakta, sayıları hızla artmaktadır. 1995 yılı verilerine göre yanlız İstanbul'da yabancı dilde öğretim yapan orta dereceli okul sayısı 150'nin üzerinde, tüm ülkede ise 871 dir. 14 milyon öğrenci içinde bu okullarda öğrenim gören 200.000 çok görülmeyebilir. 1994 yılından bu yana hızla sayıları 30'a yaklaşan Vakıf (özel) üniversitelerin bilgisi dışında tümü ingilizcede öğretim yapmaktadir. Tüm bölümlerinde ingilizce öğretim yapılan iki devlet üniversitesi dişindaki üniversiteler bile birçok bölüm ve fakültelerinde de ingilizce ögretime geçmeye yönelmiş, çoğu ise başlamiştir. Üst kuruluş ve yetkililerce de ingilizce ögretim teşvik edilmektedir. Bu gidişle yakın bir gelecekte ya tüm üniversiteler ya da kendini birinci sınıf gören üniversiteler öğretime geçecektir. Bu gidişi çok sakıncalı görüyoruz. Yabancı dili ögretmek için yabancı dilde ögretim yapmak gerekli degildir. Yabancı dili ögretmiyorsak, böyle basit bir yöntemi seçmemizin gelecekteki acı sonuçlarınıda göz ardı etmemeliyiz.
Yabanci dil öğrenmek için yabanci dilde öğretim yapmanın gerekmediğini birkaç örnekle hatırlatmakta yarar vardır. Avrupa Topluluğuna üye 15 ülkede 1993 yılında 18-24 yaş arası gençlerin %83'ü en az bir yabancı dile hakim, daha yaşlılarda ise oran %50 civarinda (1). Belçika, Hollanda ve isviçre gibi ülkelerde yabanci dil bilen gençlerin orani % 90'in üzerinde. Bu ülkelerde hatta tüm Avrupa ülkelerinde birkaç özel okul dışında orta ögretim kurumları ve üniversitelerin tamamında ilgili ülkenin kendi resmi dili yada dillerinde egitim-ögretim yapılmaktadır. Diğer bir örnek olarak Macaristan'ı vermek istiyorum. Macarca ülke dışında hiç konuşulmuyor. Toplam 12 milyon nüfuslu Macaristan'da açılan bir üniversite hariç tüm ögretim kurumları Macarca öğretim yapıyor. Macaristan'da Macarca basılan kitap sayısı bizden daha yüksek ve bilimsel makale sayıları bizim kadar (kişi başina hesaplanırsa 5 katımız). Yabancı dil öğrenmek ve bilim üretiminde başarılı olmak için yabancı dilde ögrenim yapmaya gerek yoktur. Bilimsel yayın sıralamasında ilk 30 ülkenin ikisi dışında tümünde de eğitim-öğretim dili kendi resmi dilleridir.
-1-
"Adriyatikten çin seddine" yada "Atlas Okyanustan Büyük Okyanus'a kadar" geniş cografyada 150-250 milyon kişinin konuştuğu" ve "binlerce yıllık tarihi" ile öğündüğümüz Türkçe yerine yabanci dilde ögretimin tercihini anlamak güçtür. Özellikle gençlerimize yabanci dili öğretmeliyiz. Buna karşın özellikle üniversitelerimizde egitim-ögretim Türkçe yapılmalıdır. Aksi halde dilimiz çağa ve teknolojik gelişmelere ayak uyduramaz. Bilimsel terimler, teknolojik yenilikler halkımız ve gençlerimiz tarafından kavranamaz. Ezbercilik ve taklitcilik gelişir. Yabancı terim ve kavramların Türkçesini öğrenmeyen, bunları günlük yaşamında kullanmayan ve ilişkilendiremeyen gençlerimiz ezbercilige yönelir. Ne kadar zeki olurlarsa olsunlar o konuya düşünce ve bilimsel üretimle yeterince katkıda bulunamazlar. Bireyler duygu, düşünce ve hayallerini en kolay kendi ana dillerinde ifade edebilirler. Ata sözleri, özdeyişler, nükteler, sevgi, elem, üzüntü ancak ilk ifade edildikleri dillerde anlaşılır.
Öte yandan ülkemiz için önemli bir sorumlulukda komşu ülkelerdeki soydaşlarımız ve akraba topluluklarından çok sayıda öğrencinin Türkçelerini korumak ve geliştirmek için ülkemizde ögretim görmek istemektedir. Türkçenin etki alanını artırmaya çalışırken, üniversitelerimizde ingilizce ögretime yönelmek ne derece uygun olduğunu ön yargısız degerlendirmeliyiz. Yabanci dil ögretim tekniklerinden yararlanarak mutlaka yabancı dil ögretebilmeliyiz. Ancak egitim-ögretim dili Türkçe olmalıdır.
Kaynaklar
1-Skala Dergisi 1993 Yılı 7. Sayısı, Sayılarla Avrupa
2-Bilge Dergisi 1996 Güz 10. Sayısı Yabancı Dil Öğrenimi ve Yabancı Dilde Öğretim
*Prof. Dr. Mehmet Doğan
Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi
|