Bilimsel Yayınlar
(Scientific Publications)


Popüler Bilim
(Popular Science)

Tez Yönetimi Ve Danışmanlık
(Thesis Directed)

Verdiği Dersler
(Courses Instructed)

BİLİMSEL YAYIN VE BİLİMSEL BAŞARININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE ÖLÇÜTLER -2  TÜM BİLİMCİLER LİSTESİ

 

 İlkyazımızın 3 Aralık 2005 tarihli CBT yayınından sonra bize ulaşan tüm talepler incelenmiştir. Tüm üniversiteler taranmaya çalışılmış, tüm TÜBA Asil- asosiye ve şeref üyelerinin, TÜBİTAK bilim ödülü alanların durumları incelenmiştir. Aynı şekilde 20 üzeri atıf alan yayınlarını, en yüksek atıflı 3 makalelerine yapılan atıfları ve h-sayılarını çıkarıldı. Tüm titizliğimize rağmen yine de hata yapmış olabiliriz. Bu bir resmi belge değil, bilgilendirmedir. Görüldüğü gibi çok geniş taramada çok az kişide hata yapılmıştır. Ekte oluşturulan yeni listeler 281 kişiye ait bilgileri içeriyor. Tüm taranan kişiler ise bunun iki katı kadardır. Listelerimiz yine h-faktörüne göre sıralandı. Daha önceki yazımızda da değindiğimiz gibi h-faktörü bilimcilerin başarılarını tam yansıtmasa da bir bilimcinin başarısının tüm yayınlarına atıf yapılmasını öne çıkardığından yine de mevcut değerlendirme ölçütleri arasında en gerçekçilerden biri. Ancak self atıf ayıklanmalı.

WoS da sadece ön isimlerin baş harfleri verildiğinden ve bir çok bilimcinin yayınlarındaki adresler değişik olabileceğinden yine hata kaçınılmaz olarak yapılmıştır. Kişilerin yayın listelerinden yararlanılarak hatasız bilgilere ulaşılabilir veya en doğru bilgiyi ancak kendileri çıkarabilirler. Bizim listelerimiz ülkemiz bilim haritasını görmek açısından ışık tutabilir. Hata ve yanlışlıklar için özür dileriz.

Bize ulaşan en çok eleştiri ve önerilerde yayın değerlendirilmesinde atıfların yazar sayısına bölünmesi, “corresp. author” a dikkat edilmesi, ülkemiz kaynaklı yayınlarla yurt dışında yapılan çalışmaların, değişik bölüm ve anabilim dalı yayınlarının aynı ölçütlerle değerlendirilmesinin sakıncası dile getirilmiştir. Değerlendirme faktörünün sadece SCI’ce taranan dergilerdeki yayınlara yapılan atıflarla sınırlı kalması, kitaplara atıfların ve kitaplarda atıfların da dikkate alınması gereği vurgulanmıştır. Ancak bu bilgileri de sadece ilgili kişiler kendileri için toplayabilir. h-faktörüne ek olarak önerdiğimiz “d-faktörü” de çok ilgi görmüştür. Yayın ve atıf dışında 1-öğretim üyesinin tamamladığı  yurt dışı ve kurum dışı bilimsel projeler, yönettiği  başarılı yüksek lisans ve doktora tezleri ile bilim adamı yetiştirilmesine katkıları, 2- bilimsel kitap veya elit kitapta bölüm yazarlığı, 3-kazandığı ödüller ve burslar, 4-kendi adını taşıyan formül ve buluşlar, 4-patentleri, 5-yayınlarına kitap, ansiklopedi ve tezlerde atıflar, 6-dergilerin yayın kurulunda, bilimsel toplantıların bilim ve danışma kurulunda görevler, 7-çağrılı tebliğler ve diğer tebliğler de önemlidir. 

Yorum yazanların büyük çoğunluğu bu tür çalışmalarda kendi kendine atıfın ayıklanmasının gereğini vurgulamıştır. Bu zor işi herkes en iyi kendisi yapabilir. Self atıfları ayıklamayı da 3 kişide yurt içi kaynaklı yayınlarında denedim, çok uzun süre aldı ve maalesef incelediğim 2 polimerci, bir mühendiste bu oranlar % 60’ın üzerinde. Ancak doğruluğu tartışmalı, çünkü kim kimin öğrencisi veya gurubunda bilmek zor. Özellikle çok yazarlı ve yabancı ortaklı, yüksek atıf alan yayınlardan self atıfları ayıklamak benim için olanaksız. Önemli olan kişilerin kendini bilmesi ve kurumların ülke potansiyelini değerlendirmesidir. Bu konularda biz değil, TÜBA, TÜBİTAK ve YÖK saptama yapabilir. Bizim yaptığımız sadece bilgilendirmedir.

 

Bu araştırma sırasında ulaşılan sonuçlar şöyle sıralanabilir:

 

1- Ülkemizde bilimsel araştırma ve bilimsel yayın yapma geleneği uzun yıllar oluşmamıştır. Çoğu meşhur eski hocalarımızın belki imkânları yoktu, belki de gerek duymuyorlardı.

 

2- Her iki alanda ülkemizde ciddi ilk adım 1963 yılında TÜBİTAK’ın kurulması ile atılmasına rağmen, gelişme 1982 sonrası akademik yükseltmelerde uluslar arası yayın yapma zorunluluğu getirilmesiyle gösterilmeye başlamıştır. Zorlamalar yine de yeterli olmamış, o tarihte profesörlüğe yükseltilmek için en azından bir yurt dışı yayın ve tek bir atıf yeterli görüldüğü halde bu koşulu sağlayamayan birçok öğretim üyesi 1989 yılında bu koşulu zorunluluk olmaktan çıkaran meşhur 3455 sayılı yasanın yayınlanmasını beklemiştir.

 

3- Halen öğretim üyelerimizin büyük bir kesimi bilimsel çalışma ve uluslar arası yayın yapmaya isteksizdir. Yayın yapmada başarılı ve istekli öğretim üyelerimiz tüm öğretim üyelerinin % 5 i gibi bir kesimidir. Bunlar ise kimya, fizik, tıp, eczacılık, yer bilimleri ve elektronik gibi bazı temel, sağlık ve çok az mühendislik alanı ile sınırlıdır.

 

4- Özellikle yurt dışında doktora ve uzmanlık için gidişlerin artması ile bulundukları ülkelerde başarılı araştırma ve yayın yapan Türklerin sayısı da artmıştır. Gerçi halen Raman, Abdulselam, Ahmet Zevail gibi gittikleri ülkelerde başarıları ile Nobel alan bir Türk vatandaşı çıkmamıştır. Ancak özellikle ABD de kalarak çalışan Aziz Sancar, Gökhan S. Hotamışgil, Miral Dizdaroğu,A.Refik Kortan, A.S. Argon, İ.A. Aksay, Oktay Sinanoğlu, E.Sezgin, Ataç İmamoğlu, Münci Kalayoğlu, Gazi M. Yaşargil,  gibi üst başarı çizgisini yakalamış Türkler vardır. Bunlardan biri veya bir kaçı Nobel ödülü alabilirse çok seviniriz. Ancak bu kişilerin başarıları başlıca yaşadıkları ülkelere aittir. Çoğu ülkemize bile gelmemektedir. Bilmem AS. Argon ismini bilen kaç Türk çıkar?

 

5- Ülkemizde Vakıf üniversitelerinin açılması ile yurt dışındaki bazı başarılı Türkler Bilkent, Sabancı ve Koç üniversiteleri gibi üniversitelerde görev almaya, yani ülkemize dönmeye başlamıştır. Bu olumlu gelişmedir. Halen çok sayıda en seçkin genç beyinlerimiz başta ABD üniversiteleri olmak üzere yurt dışı üniversite ve kuruluşlarında hizmet etmektedir.

 

6- Son yıllarda üniversite araştırma fonları ve TÜBİTAK desteği gibi bilimsel araştırmaya ciddi kaynak aktarılması ile ülke kaynaklı araştırmalar ve bunun sonucu ülke kaynaklı yayınlar da ciddi artış göstermiştir. Araştırma kurumlarımız az, sanayinin ve vakıfların araştırma desteği yetersiz olduğu gibi, bilimsel yayınları da çok azdır. Yayınlar esas olarak üniversitelerde yapılmaktadır. Araştırmacı sayımız çok az ve 10000 kişide 10 kadardır. Bu kadar az bilimcinin yayın yapmasına rağmen ülkemiz kaynaklı yayınlar özellikle son 10 yılda büyük bir yüzde ile artmıştır. Sevindirici olan ise sadece üç büyük şehrimizdeki köklü ve meşhur üniversitelerimizde değil, Anadolu’daki üniversitelerimizde de yayın sayısı artmış, yayın yapma alışkanlığı yerleşmiştir. Ülkemiz yayın sayısını en hızlı artıran ülkelerden biridir. Henüz hiç atıf almasalar da yılda 50 yayın üreten genç bilimcilerimizin olduğu görülmüştür. Bir tıp fakültesinde genç iki bilimci son 2 yılda 99 ve 67 yayın yapabilmişlerdir. 2005 yılında yayın sayısı bakımından ülkeler sıralamasındaki yerimiz 19. sıraya yükselmiştir. Artık sıra kalitenin yükselmesine geldi.

 

7- Atıf sıralamasında yerimiz dünya ortalamasının yarısı kadardır. Yabancı bir ortak yazar olmayan ülkemiz kaynaklı yayınlara yapılan atıflar Batı Ülkelerindekilere kıyasla çok az görünmektedir. Bu alanda başarı için bilimcilerimizin önümüze çıkan AB çerçeve programları kapsamındaki ortak araştırma projelerine katılma ve ortak yayın yapmaları çok iyi olur. Bir astrofizikçimiz hemen, hemen tüm yayınlarını 10-15 ülkeden 50-100 bilimci ile ortak yapmış ve yüksek atıflar almıştır. Gerçi bu kadar çok ülkeden ve çok yazarla yapılan yayının yükü, onuru ve başarısı kime ait olduğu tartışılabilir, ama istenen etki yapmayan bir yayın da anlam ifade etmez. Bilimcilerimiz alınmasınlar, ama bir kristal yapısını tayin ettiğinizde mutlaka yayınlanıyor. Yayın sayısı çok yüksek, fakat bilimsel getirisi ve atıfları düşük görülüyor.

 

8- Ülkemizde bilimsel araştırma ve bilimsel yayınlara bakış açısındaki değişiklikle paralel olarak değerlendirme ve ödüllendirme ölçüsü de değişiktir. Kimi bilimcilerimiz uluslar arası yayın sayısının yüksekliğini, kimi yüksek etki (impact) faktörlü dergilerdeki yayınları, kimi yayından çok yayına yapılan atıf sayısını öne çıkarmaktadır. Kimi bilim insanının başarı göstergesi olarak sadece yayın sayısını ve aldığı atıfı dikkate alırken, kimi kitap ve bilimsel tebliği de yayın kadar önemli görmektedir. Yayının ülkede yapılmış olması veya yurt dışında yapılması ve yayındaki yazar sayısı genellikle göz ardı edilmektedir. Her yazar çok yazarlı yayını kendi lehine hesaplamaktadır.

 

9- Yayınların ne kadar kaynak tüketilerek üretildiği veya aktarılan proje desteğinin yayına veya ekonomik değere dönüşümü hiç dikkate alınmamaktadır. Ülkenin araştırma politikası, savunma, sanayileşme, teknolojik ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak,  belirli amaca yönelik güdümlü projeler etrafında araştırma olanaklarının ve araştırıcıların yönlendirilmesi yok gibidir. Ülke bilim politikası belirlenmeli, tüm araştırıcılar aklına esen konuda sadece yayın yapmaya yönelik kişisel araştırmadan çok ortak araştırmaya özendirilmelidir. AB ülkeleri bile imkanlarını ortak hedeflere yönelik ortak araştırmaları destekliyorlar. 

 

10- Artık teknoloji üretimine geçebilmeliyiz. Bu amaca yönelik tüm destek imkanları seferber edilmeli, tüm önlemler alınmalıdır.

 

11- Bilimcilerin bilimsel yayın başarı değerlendirilmesinde h- sayısı daha gerçekçidir. Bir bilimcinin başarılı sayılması için tüm yayınlarının veya çok sayıda yayınının atıf alması onun başarısını daha iyi gösterir. Bir kişinin yurt dışında meşhur bir merkezde bulunduğu sırada şans eseri veya tesadüfen bir guruba katılarak 10-20 yazarlı birkaç yayınla ile çok yüksek atıflar almış olması onun başarılı bir bilimci olduğunu göstermez. Özellikle tıp mensuplarında yazar sayıları 50’ye kadar çıkıyor. Örnek olarak bir bilim ödüllü ve TÜBA üyesi bilimcimiz ABD’nin seçkin bir üniversitede bulunduğu yıllarda oradaki ortak yazarlarla yayınladığı 20-25 yayını ile 2000 kadar atıf aldığı halde aynı kişinin ülkemizde yaptığı 70 kadar yayınına ancak toplam 200 kadar atıf yapılmıştır. Yine bir başka tıp mensubu bilim ödüllü TÜBA üyesinin 16 yayınından sadece ABD de 20 kişilik bir grupla yaptığı tek bir yayını yüksek atıf almıştır. Birçok tıp mensubunda benzer durum söz konusu. ABD de yabancı araştırıcılarla yaptıklara yayınlar çok yüksek atıf aldığı halde, aynı kişiler Türkiye kaynaklı ve Türk araştırıcılarla ortak yayın yapınca az atıf alıyor. Yayınlar analiz edildiğinde tıp mensuplarında orijinal makale yanında vaka sunumu gibi diğer etkinlikler büyük oranlara ulaşıyor, bunlar da yayın olarak sayılmıştır. Maalesef ödül alanlar incelendiğinde benzer şekilde yurt dışında bulunduğu sürede bir gurup içinde yayınladıkları yüksek atıf alan 1-2 yayın nedeniyle ödüllendirilen ve TÜBA’ya seçilenler var. Böyle olunca ödüllendirme ve TÜBA gibi görevlere seçimle ilgili değişik tartışma ve yaklaşımlar öne çıkabilmektedir.

 

12-Ülkemiz koşullarında sınırlı imkanlarla çalışarak yayın yaptığı halde belki de yeterli atıf almadığı için ödüllendirilmezken, yurt dışından gelenlerin orada yaptıkları yüksek atıflı yayınları ile ödüllendirilmesini okuyucuların takdirlerine bırakıyorum. TÜBA üyeleri ve TÜBİTAK Bilim ödülü alanların listesi incelendiğinde ABD’den özellikle Koç ve Bilkent gibi vakıf üniversitelerine gelen genç bilimcilerin yurt dışında yaptıkları yayınlarla ödüllendirildiği gözden kaçmamaktadır. 

TÜBA Şeref Üyelerinden kimyacılar ve tıp dışındaki bazı üyelerin h- sayıları kesin hesaplanamadığından verilemedi. Ancak belki de o devirdeki yayın alışkanlığı az olduğundan çoğu yaşlı üyenin h- faktörünün çok düşük olduğu görüldü.

TÜBİTAK ödülü dağıtımı yıllara ve bilim alanlarına göre çok değişiklik göstermektedir. Örnek olarak biyoloji alanından bilim ödülü ile ödüllendirilen dört bilim insanımızın atıf indeksince taranan dergilerdeki yayın sayıları sıra ile 6, 6, 12 ve 23 dür. Bunların atıf sayıları da çok düşüktür. Çok yüksek yayınlı ve h- sayıları çok yüksek 2 biyolog ise tamamen yurt dışında yaşamaktadır. Aynı şekilde mühendislik, veteriner ve tarım alanında bilim ödülü alanların atıf indeksli yayınları ve atıfları da çok düşüktür. Belki de bu üyelerin patentleri, kitapları var. Bu dallardaki yüksek yayınlı bilimcilerimizin çok azı ülkemizde yaşamaktadır. 

 

Ülkemizin geleceği daha aydın, bilimsel başarısı kaynak yetersizliği ve imkansızlıklara rağmen, hızla yükseliyor. Teknoloji üretimini de başaracağımıza, bilimin günlük yaşantımıza ve yönetimimize de etkili olacağı günlerin geleceğine inanıyorum.

Prof. Dr. Mehmet Doğan

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

 

Tablo 1 Ülkemizdeki Tanınmış Kimyacıların yayın sayıları, en yüksek atıflı üç yayınlarına yapılan atıflar, 20 üzeri atıflı makale sayıları ve h-faktörleri

Yayın yapanın Adı             

Toplam yayın sayısı

En çok atıf  alan 3 yayına atıf  s.    

20 üzeri atıflı yayın

h -Değeri

M. Dizdaroğlu* (ABD)

196

563,393,300

122/20 (22/100)

51

O. Sinanoğlu*x (ABD)

156

400,388,355

50/20 (16/100)

41

Ö. Bekaroglu*                       

134

191, 156, 139

50/20 (3/100)

35

B. Erman*                              

203

318,182,169

44/20

29

I. Bahar*                                

185

148,130,100

39/20

27-28

B. Cetinkaya*                         

142

383,204,113

33/20

26

O. Okay*                                 

100

84,76,54

28/20

24

M. Balcı*                                     

159

171,123,90

30/20

22-23

E. Pişkin*                                 

217

71,70,57

26/20

23

A. Denizli*                               

197

70,61,57

25/20

  23-24

Y. Yağcı*                                   

273

64,50,49

25/20

21

H. Parlar    (Alm)

191

66,51,47

20/20

20-21

O. Güven* (D)

240

60,59,52

21/20

20-21

M. Soylak                                

141

58,46,38

20/20

20

L. Elci                                      

109

58,46,38

18/20

20

V. Ahşen

63

157,140,97

22/20

20

Ş.  Süzer*                                   

121

99,49,47

18/20

19

S. Ozkar*                                  

101

69,49,47

18/20

19

M. Doğan                                   

87

110,99,58

17/20

19

A. Demirbaş  

232 ?

43,37,32

16/20

19

B ve BM. Baysal*x

118

176,109

13/20

18

T. Kutsal

49

71,53,49

16/20

18

Z. Aksu

63

53,49,46

17/20

18

NK. Aras*x

78

119,114,96

16/20

17

F. Kargı*    ( D)

112

40,39,39

12/20

17

A. Tuncel*?  (D)

           83

70,70,57

12/20

16-17

L. Toppare*                               

173

122,47,42

13/20

16

AS. Demir*                                

101

43,43,42

13/20

16

I. Yılgör *                                   

116

168,146,132

15/20

16

U. Akbulut

91

55,47,42

11/20

15-16

L. Türker

216

40,34,34

10/20

15-16

T.  Yalcın                                 

61-X (40 gibi)

130,108,79

14/20

15-16

B. Salih                                       

56

61,57,50(?)

12/20

15

Y. Gök

110

75,44,40

14/20

15

V. Hasırcı

69

42,40,33

11/20

      15

K. Kaygusuz

78

29,25,23

5/20

14-15

A. Gül

58

75,56,53

12/20

14-15

F. Kadırgan                                  

46

141,68,67

12/20

14

Y. Sağ        

33

72,54,39

11/20

13-14

AR. Türker

31

36,35,22

5/20

13-14

E. Arınç*

50

69,59,51

9/20  

13

D. Saraydın

55

60,53,52

9/20

13-14

EU. Akaya*  

52

121,99,73

6/20

13

AS. Saraç

88

45,35,32

6/20

13

D. Kısakürek

45

32,22,20

4/20

13

E. Karadağ

48

60,53,52

9/20

13

A. Yıldızx

69

65,32,30

5/20

      13

İ. Özdemir

88

61,48,46

8/20

12-13

Y. Ataman

51

64,53,32

6/20

12-13

Ö. Dağ

31

52,46,43

7/20

12-13

S. Akman

132-X = 55

46,45,32

6/20

12-13

B. Hazer

73

42,32,31

6/20

12-13

T. Doğu

72

65,42,31

7/20

12-13

Z. Kılıç        

68

58,32,27

4/20

12-13

İ. Küfrevoğlu

60

28,23,23

4/20

12-13

M. Bahadır (Alm)

149

31,20,19

2/20

12

M. Alkan

45?

38,31,29

5/20

12

Y. Akçamur

41

41,35,34

5/20