Bilimsel Yayınlar (Scientific Publications)
Popüler Bilim (Popular Science)
Tez Yönetimi Ve
Danışmanlık
(Thesis Directed)
Verdiği Dersler (Courses Instructed)
|
YURT DIŞINDA DOKTORA EĞİTİM POLİTİKASI VE ÜLKEYE MALİYETİ (Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi sayı 586 sayfa 15 1998 de yayınlandı)
Ülkemizde uzun yıllardan bu yana 1416 sayılı yasa ile Milli Eğitim Bakanlığı'nca yurtdışında yüksek lisans ve doktora yapmak üzere öğrenci gönderilirken 1987 yılından sonra da 260 sayılı kanun hükmünde kararname ve 2880 sayılı yasa ile bu güne kadar beşbinin üzerinde öğrenci gönderilmiştir. Hale 1133'ü Milli Eğitim Bakanlığı ve 1720'si YÖK ve üniversitelerce gönderilen öğrenci olmak üzere toplam 2853 öğrenci yurtdışında bulunmaktadır. Bu öğrencileri % 90'ı ingiltere ve ABD gibi yıllık 10-15 bin dolar öğrenim harcının ödendiği ülkelerde doktora eğitimi yapmaktadır. Bu sayılara kendi olanaklarıyla gidenler ve özel öğrenciler dahil değildir. Bu öğrenim maliyeti oldukça yüksektir. Üniversitelerde ödenen yüksek harçlar nedeniyle bir öğrencinin yıllık ortalama maliyeti 25.000 US Doları ve 2853 öğrenci için toplam 71,3 milyon dolar, yani 18 tirilyon TL.'dir. Bu meblağ Türkiye'deki tüm üniversitelerin 1997 yılı toplam ödeneğinin (43 milyon dolar) 1.8 katıdır. Bir öğrencinin doktora yapması en az 100 bin dolara mal olmaktadır.
1.Ülkemiz bu kadar zengin midir? Zenginse 1 milyon öğrencinin öğrenim gördüğü, 50.000 öğretim elemanlarının görev yaptığı üniversitelerimize niçin bu kadar cimri davranmaktadır? 2- Gerçekten bu kadar çok öğrenciye yurtdışında doktora eğitimi yaptırmak gerekli midir? 3- Amaca uygun öğrenci gönderebiliyor muyuz? 4- İstenen hedefe ulaşılabiliyorlar mı? Öğrenciler amaca uygun eğitim alabiliyorlar mı?5- Tüm öğrenciler başarılı olarak geri dönerek ülkeye hizmet verebiliyorlar mı? 6-Kendilerinden yeterince yararlanabiliyor muyuz?7- Gereken ilgi ve desteği ülkemize dönüşlerinde gösterebiliyor muyuz? Yurtdışında bilimsel araştırma yapmak ve kongrelere katılmak üzere gitmek isteyen öğretim üyelerine bu desteğin yüzde birini verebiliyor muyuz? Yurtdışına öğrenci göndermenin başka yolu yok mudur?
Yukarıdaki soruların tartışılması ve cevaplandırılması zamanı gelmiştir
Kendi açımdan bu konuları 4 yıl önce tartışmaya açtım.
Japonya bu yüzyılın başında benzer bir programla Japon gençlerini o dönemdeki gelişmiş batı ülkelerine göndermişti. Ülkelerine dönen gençler Japonya'nın kalkınmasında, gelişmesinde lokomotif görevini görmüş, Japonya'da bu programında yardımıyla dünyanın en hızlı gelişen ülkesi olmuş, bugün Amerika Birleşik Devletlerinden sonra dünyanın ikinci ekonomik gücü haline gelmiştir. Japonya'nın yurtdışına öğrenci gönderme politikasıyla bizde uygulanan model karşılaştırıldığında aynı amaç güdülmesine rağmen, sonuçların çok farklı olduğu gözlenmektedir. Japonya öğrencilerin hangi alanlarda eğitim alacaklarını, hangi dallarda bilgiye donatılacaklarını belirleyerek ve öğrencileri izleyerek en yüksek verimi almışlardır.
Bizde ise maalesef özellikle başlangıçta öğrenim görülecek anabilim dalları, dalların gerekliliği, dağılımı gerçekçi belirlenmediği, gönderilen öğrencilerin ülke politikasıyla ilgili bilgilendirilmediği gibi, gönderilecek öğrencilerin seçimi de isabetli yapılmamıştır. Özellikle üniversiteler, yurtdışındaki bir üniversiteden bir tanıdığı veya para kazanmak isteyen yurtdışı üniversitelerinin propagandası çerçevesinde bir kabul mektubu (akseptans) bulan araştırma görevlilerini yurtdışına göndermişlerdir. Çoğunlukla da eğitim ticaretini politika edinmiş üniversitelere gidilmiştir. Ülkemizde daha iyi koşullarda doktora eğitimi yapılabilecek bilim dallarında bile yurtdışına öğrenci gönderilmektedir. Birçok alanda ülkemizin sorunları yurtdışında tez olarak verilmiş, gizli ya da bize özgü olan bilgiler de bir araştırma paketi olarak yurtdışına taşınabilmiştir. Genellikle yurtdışında doktora yapan bir genç, doktora hocasının bir projesinin bir bölümü üzerinde tam zamanlı, bedava işgücü olarak çalışmış, o ülkenin bilim üretimine hizmet ettiği halde ek olarak da yılda 10-15 bin dolar öğrenim harcı ödemiştir. Yurtdışında gelişmiş teknolojik koşullarda, üst düzeyde büyük bir araştırma projesinin küçük bir bölümü üzerinde çalışarak doktorasını tamamlayan genç, ülkemizde döndüğünde ne yapabilir? Kendi anabilim dalında hiçbir teknolojik altyapısı olmayan bir üniversitemizde belki de o anabilim dalının tek öğretim üyesi olarak haftada 20-30 saat ders vermektedir. Ne yurtdışındaki üst düzeydeki araştırmasından yararlanabilmekte nede kendi başına bir bilimsel araştırma ortamı da bulamadığından ya tekrar yurtdışına veya başka bir üniversiteye gitme yolu aramakta ya da daha çok ders ücreti almaya çalışmaktadır. Yurtdışındaki öğreniminden yararlanamadığı için üzülmekte, birkaç yıl sonra tek kazancının yabancı dilini geliştirmek olduğuyla teselli bulmaktadır. Çoğunlukla yurtdışı kongrelere katılmasına da maddi imkan yoktur.
Amaç yeni üniversitelerimizin öğretim üyesi açığını karşılamaksa bile de yüksek düzeyde araştırıcı yetiştirerek bu kadar para harcayıp, araştırma potansiyelinden faydalanmaksızın yalnız ders vermesini istemek gereksizdir. Devlet bu yatırımdan ekonomik ve bilimsel gelişimi için de yararlanmalıdır. Elinde çanta yurtdışında fuara katılan bir işadamının bile ekonomiye katkısı daha fazladır. Amaç, iyi ders anlatacak öğretim üyesi yetiştirmekse, yurdumuzda eski üniversitelerde bu amaç daha iyi gerçekleştirilebilir.
Yurtdışına eğitim amaçlı gidiş tamamen durulmalı demek istemiyoruz. Yurtdışı eğitim ve bilimsel temasın yararı inkar edilemez. Ancak yurtdışı temas ve eğitim amaçlı gidiş için bu proje dışında da daha etkin ve daha çok ekonomik birçok yollar vardır. Bu yollar daha etkili kullanılmalıdır. Yurtdışında doktora yapmak çok kolay olmadığı gibi çok da gerekli değildir. Devlet parasıyla ancak ülkemizde imkansız olan dallarda öncü elemanların yetişmesi titiz seçimlerle sınırlı sayıda eleman gönderilebilir. Yabancı dili mutlaka ülkemizde öğretmeye çalışmalıyız. Yurtdışına gidiş nasıl olmalıdır?
Bunlar;
1. Ülkemiz ile 50 kadar ülke arasında ikili anlaşmalar vardır. Bu
çerçevede her yıl hem de o ülkelerin hesabına 500 lisansüstü düzyede burslu öğrenci gönderilebilir.
2. Bilim yapmak isteyen başarılı öğrenciler karşılıksız yurtdışı burslardan
yararlanmak için yarışabilirler.
3. Devletin, doktora yapması için bir kişiye 100-120 bin dolar harcaması
yerine, halen TÜBİTAK'ca seçilen 3-9 ay süre ile doktora sonrası NATO burslarıyla gönderildiği gibi en az 10 kişi yurtdışına gönderilebilir.
4. Doktorasını ülkemizde yaparken belirli veri toplama ve ölçüm için 3-6
ay süre ile gönderilebilir.
5. Yurtdışı doktora bilimsel kongre ve toplantılara katılmaları amacıyla
daha yararlı kullanılmış olur. Bu imkana kavuşan öğretim üyelerimiz daha çok yabancı meslektaşlarıyla temas ve ortak proje yaparak bu proje kapsamında öğrencilerini öğrenim harcı ödemeksizin yurtdışına kısa süreli gönderebilir.
6. Yurtdışı doktora projesinin en ters yanı, eğitim ticaretini yapan
üniversitelere öğrenim harcı olarak öğrenci başına yıllık 10-15 bin dolar ödenen Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'ye gönderilmesidir. Bu durdurulmalıdır.
7. Gelişmiş üniversitelerimizde diğer üniversitelerin öğretim üyesi
eskiden olduğu gibi yetiştirilebilir. Büyük üniversitelere yeni kadro verilmesi askıya alınarak gençlerin taşraya gidişi teşvik edilebilir.
8. Kadroların anabilim dalına tahsisi yerine bölüme tahsisine geçilerek
özellikle yeni üniversitelerin kaynak israfı önlenir ve bölüm imkanları ve elemanları ortak bir araştırma alanına yoğunlaşabilir.
9. Ülkemizde doktora eğitiminin kalite ve düzeyinin daha da yükseltilebilmesi için öğrenci seçimi, doktora yönetecek öğretim üyesive üniversitelerin asgari kriterlere uygunluğu koşulu titizlikle ve bir an önce uygulamaya geçirilmelidir.
Kaynaklar
1-Prof. Dr. İsmail Tosun, YÖK Başkan V. 7 Mayıs 1988 tarihli "Yükseköğretimde Kalite Yönetimi Konferansı, Hacettepe Üniversitesi.
2- Mehmet Doğan, "Üniversitelerimiz ve Temel Sorunları, Hacettepe Üniversitesi, Ankara 1997
Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi, sayı 586, sayfa 15 , 1988 de yayınlandı.
Prof. Dr. Mehmet Doğan Hacettepe Üniversitesi, e-mail: dogan@hacettepe.edu.tr
|