Bilimsel Yayınlar
(Scientific Publications)

Popüler Bilim
(Popular Science)

Tez Yönetimi Ve Danışmanlık
(Thesis Directed)

Verdiği Dersler
(Courses Instructed)

CUMHURİYET  TÜRKİYE’SİNDE BİLİMSEL GELİŞMELER ve KİMYA ALANINDA  GELİŞMELER

 Prof. Dr. Mehmet Doğan

Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi

dogan@hacettepe.edu.tr

 

Bilim ve Bilimde Gelişmeler

 

İngilizlerin “Science”, Almanların “Wissenschaft”, Osmanlının “İlim” ve “Fen” olarak adlandırdığı bilim, kısaca bilgi edinme, bilgi öğrenimi amaçlı araştırma olarak tanımlanabilir. Bilim genelde doğa, insan ve toplum konularda bilimsel-nesnel yöntemlerle elde edilmiş düzenli ve örgütlü bilgidir.

    İnsan oğlu yaradılışından beri çevresinde gördüğünü, olup- biteni merak etmiş, öğrenmeye çalışmıştır. Bir kısmını dokunarak, tadarak, işiterek ve gözlemleyerek öğrenmeye çalışırken, bazı olay ve nesnelerden korkmuş, onlarla ilgili söylentiye inanmış veya onları kutsayarak tapmıştır.

    Yıllarca bilim felsefenin konusu ve bilimciler filozof alim olarak görülmüş, bilgi düşünülerek üretilmiştir. Aydınlanma dönemini izleyen yıllarda Newton, Lavoisier gibi bilim adamları deneyerek, bilimsel yöntem kullanarak, öğrenmenin yolunu açmışlardır.

    Bilimdeki asıl gelişme 19.YY başında başlamış, 20.YY da zirveye tırmanmıştır.

Aydınlanma dönemi ile devlet ve boy yöneticileri müneccim ve rahip yerine, bilge kişileri, kaşifleri himayelerine alarak onları ödüllendirmeleri belki de bilimdeki başarının ilk değerlendirilmesidir.

Doğa bilimleri uygulama alanına aktarılınca sanayi devrimi doğmuş, bu  çağla üretici bilim adamlarının da ödüllendirilmelerine başlanmıştır. Orta çağda ve bazı dönemlerde ödül alma yerine canlarından olan bilim adamları da çoktur.

 

Bilimde Başarı Ölçütleri

Bilimsel başarının değerlendirilmesi üretilen bilimin ürünleri ile yapılmaktadır. Bilimsel araştırma sonucu üretilen ürün, bilim topluluğuna ve yaşanılan topluma bilimsel yayın olarak sunulur. Ulaşılan yenilik bir sorunun çözümüne yardımcı olur. Özel bir teknik geliştirilmişse patent alınır. Eğitimde, üretimde toplumun bilgi ve refah düzeyini yükseltmede kullanılır.

Üretilen bilginin başarısını ölçmede ise yine bilimsel ölçütler kullanılır. Yayın, bir bilimsel dergide makale, tez, kitap ve bilimsel rapor şeklinde yapılabilir.

Genellikle bilimsel rapor araştırmayı destekleyen kuruma verilir. İşe yararsa kullanılır. Tez sınırlı sayıda basılarak sadece jüri üyelerine ve ilgili kuruma verilir. Bilimsel dergide yayınlanan makale ise tüm bilim camiasına ve topluma sunulur.

 

Bilimcide Aranan Özellikler

Bilimci, bilgi edinme ve doğayı öğrenme amaçlı araştırma yapan kişilere verilen unvandır. Ancak günümüz medyasında kolayca her önüne gelene verilen “araştırmacı yazar” unvanı gibi herkese verilmez. Bilim etiğine uyarak ve bilimsel yöntem kullanarak  araştırma yapan, bilgi üreten bilimci olup, onu yine diğer bilimciler “bilimci” olarak değerlendirir.

Bu değerlendirmede etkili olan kriterler kurumsal, ulusal ve evrensel düzeyde belirlenebilir. Belirlenen kriterlere göre de seçme, atama ve ödüllendirmeler yapılır, başarı sıralamaları saptanır.

Kurumlar ve ülkeler bilimcilerinin evrensel ölçütlerde başarılı olması yanında üretilen bilgilerin kendilerine de yararlı olmasını isterler. Bazı hallerde evrensel kriter yerine yerel kriterler saptayabilirler. İyi bir bilimcinin ürünlerinin de evrensel düzeyde başarılı olması istenir.

Bilimsel sonucu yine bilimciler değerlendirir. Bilimci bilimini ve kendini evrensel düzeyde tanıtmak için çaba harcar, çalışır.

 

Çağdaş Başarı Ödülleri

-Kimya, Fizik, Tıp, Edebiyat Barış ve İktisat alanlarında  “NOBEL” ödülleri

-Kıtalar ve Ülkelerin belirli alanlarda verdiği ödüller,

-Kurumların ve kuruluşların belirli alanlarda, özellikle sanat dallarında kriterlerini

kendileri belirleyerek verdiği ödüller,

-Patent ve lisans hakları,

-Ürün ve bilgi satarak (telif ücreti, bilirkişi raporu, gelişim planı, proje gibi) kazanımlar

 

Yaygın Başarı Değerlendirme Kriterleri

Her ülke için geçerli evrensel nitelikli saptanmış başarı değerlendirme kriterleri yoktur. Her ülke, her başarıyı ödüllendiren kurum, hatta üniversite seçme, atama ve ödüllendirme kriterlerini evrensel kabul gören başarı göstergelerine ve kendilerinin düzey ve istedikleri niteliklerine göre belirlemektedir. Çoğu değerlendirme kriterlerinde sözünü ettiğimiz yayın sayıları ve yayınların nitelikleri en önemli yeri almaktadır.

Örnek olarak eski doğu Avrupa ülkelerinde bir kimyacının Bilimler Akademisine seçilebilmesi için asgari koşullar: a) SCI de taranan dergilerde 25 yayın, b) 500 atıf, c) uluslararası destekli veya ortaklı bir proje, d) uluslar arası 5’i çağrılı 25 tebliğ, e) uluslar arası kitap ve kitapta bölüm yazarlığı, f) ulusal düzeyde proje ve tez yönetimi, tebliğ ve önerilenler arasında en yüksek değerlere ulaşmak.

Almanya’da bilim alanına göre sınıflandırılan dergilerdeki toplam yayın ve son 10 yılda yayın sayısı ve bunlara yapılan atıflarla lisansı satılan patentlerinin sayısını, bilimcinin yaşını, içeren karmaşık bir formülle hesaplanan başarı katsayısı esas alınıyor. Duruma göre adaylardan secici-değerlendirici kurul önünde tebliğ vermesi isteniyor.

 

Kimyasal Araştırma ve Yayınlardaki Gelişmeler

      Cumhuriyet dönemine kadar kimya alanında araştırma ve bilgi üretiminden söz bile edilemez. Dünyada yaşanan büyük sanayi devriminde, yaşantımızı değiştiren milyonlarca buluşta, bilgi çağının da temelini hazırlayan yüksek teknoloji ürünü maddelerin hazırlanması ve sentezinde maalesef ülkemizin ve bir kimyacımızın ismini göremiyoruz.

Ülkemizdeki kurulu kimya sanayi tesislerini de kendi bilgi ve teknolojimizle kuramıyoruz. Bilgi ve teknoloji üretmeden, ‘know-how’, ‘lisans anlaşması’ ya da reçete ile sanayi kurup, üretim yapmağa çalışıyoruz. Ülkemizdeki çoğu sanayi kuruluşunun bir araştırma- geliştirme merkezi ve laboratuarı da bulunmamaktadır.

Dünyada baş döndürücü gelişme gösteren kimyasal araştırma ürünü plastikler, paslanmaz çelikler, titanyum ve alaşımı malzemeler, biyo-teknoloji ürünü maddeler, seramikler, kompozitler, yarı iletkenler, laser, çoğu tıbbi malzeme ve aletler, optik ve elektronik ölçü sistemleri ve aletler gibi ürünlerin büyük bir kısmını üretemiyor, ancak kullanabiliyoruz.

Türk ve İslam dünyasında İbni Sina ile başlayan ilaç ve tıbbi kimya çalışmaları zamanla terk edilmiş, bilimde öncülük batı ülkelerine geçmiş, kimya çalışmaları ve kimya eğitimi yıllarca gündeme bile gelmemiştir.

Cumhuriyet dönemine kadar kimya eğitim alanında olduğu gibi kimya sanayisinde ve kimyasal madde üretiminde de hiçbir gelişme olmamıştır. Tek üretilen barut ve benzeri savaş kimyasalları idi. Eczacılık, dericilik, başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm kimyasal maddeler de ithal ediliyordu. Gerçi kimyasal madde kullanımı çok sınırlı idi.

Ülkemizde kimya eğitimi ve öğretimi de çok geç, ilk kez 19. yüzyılın sonuna doğru Bursa’lı Derviş Ömer’in kişisel çabası ile kimya dersleri Askeri Tıbbiye’de okutulmağa başlamıştır. Osmanlı döneminin tek üniversitesi Dar-ül Fünun’da ilk kez 1918 yılında üç öğrenci ile kimya eğitimine başlanmış, üç yıl sonra bu öğrencilerden ikisi mezun olmuştur. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından itibaren ülkemizde başlatılan sanayileşme ile birçok kimyasal madde ve ürünün üretimi de devlet eliyle başlatılmıştır.

Tüm temel bilimler gibi kimya eğitimi ve kimyasal araştırmalar da öncelikli almamıştır. 1885- 1912 yılları arasında beş Türk yurt dışında kimya alanında doktora yaparak Dar-ül Fünun’a dönmüştür. Bu yıllarda kimya alanında 9 yayın da yapılmıştır. 2. fen fakültemiz ve kimya bölümümüz 1943 yılında Ankara’da açılmıştır. Son 60 yılda üniversitelerimizdeki kimya bölümü sayısı13’ü kimya öğretmenliği, 20’si kimya mühendisliği olmak üzere 90’ı bulmuştur.Kimya araştırma ve yayınları da hızla yükselmiştir.  

 

 Tablo 1.Ülkemiz Kaynaklı Kimya Yayınları ve Profesör Sayıları [6]

  Yıllar                             Üni. Sayısı          Prof. Sayısı        Yayın sayısı

1912-1919                          1                          ?                        9

1927-1934                          1                          ?                      13

     1988                              29                        74                    40

     1990                              29                        244                 261

     1997                              70                        367                 427

     1998                              71                        380                 437

     2006 (T)                        80                        600               1000

Kimya profesör sayıları  1933 (3), 1940 (12), 1950 (28),  1960 (45)

          (Yazara göre profesörlerin yarıdan çoğu yukarıdaki yıllarda hiç yayın yapmamışlardır.)

 

Tablo 2. Türkiye Kaynaklı Temel Bilimler ( Fizik+ Kimya+ Mat.) 

 Makale Sayıları [7]

Yıllar               Sayı       Yıllar               Sayı

1980                  300        1985                 500

1990                  980        1995                2200

1996                3000

      Ülkemiz Kaynaklı SSI de yer alan dergilerdeki yayınlar

Ülkemiz kaynaklı SSI kapsamındaki dergilerde yayın sayıları özellikle 1982 yılından itibaren hızla yükselme göstermiştir.  Tüm liste yerine bazı yıllardaki ülkemiz kaynaklı toplam yayın sayısı değişimi: 1973-220, 1981-386, 1989-1006,1995-3093, 2002-10309, 2005-16353. Dünyadaki yayın sayısı sıralamasındaki yerimiz 46.’lıktan son yılda 20. sıraya yükselmiştir.  Ülkemiz kimyacıları 1994-2002 yılları arası ülkemiz kaynaklı yayınların % 11,5’ini, diğer bir ifade ile bu yıllara tüm mühendislerden daha çok, fizikçilerin yaklaşık 2 katı yayın üretmişlerdir. Kimyacılar dünyada da %9 ‘luk payla klinik tıptan sonra 2. sıradadır.  Ülkemiz kaynaklı yayın sayılarındaki gelişmeler, üniversitelerimizin yayın sayılarına göre sıralanması ve yayınların bilim alanlarına göre dağılımı son yıllarda bazı araştırıcılar tarafından ayrıntılı olarak verildi ve yayınlandı.

Burada bilimcilerin bilim alanlarına göre dağılımını geçen yıldan bu yana söz konusu edilen h- sayılarına göre vermeyi denedim. Bu tür denemede kimya ve özellikle bilim dalım analitik kimya ile ilgili ayrıntıya inerek verdim.

Son olarak da 2005 yılında ülkemizdeki doçent ve profesörlerin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki ve diğer üniversitelerimizdeki toplam sayıları ile aynı yıl ülkemiz adresli yayınlarındaki paylarını karşılaştırdım. Bazı üniversitelerimizdeki yayın/öğretim üyesi oranını verdim.

 

Tablo 3.Türk Bilimcilerin belirli h-Sayılarına ve bilim alanlarına göre dağılımı

Bilim Alanı            h=20-51  16-19   13-15   10-12

Kimya +KMüh.     16(4)      17(0)  23(0)    46(1)

Fizik                      14(7)      2(1)   15(0)    24(0)   

Tıp                         12(4)    16(1)   15(0)      8+

Eczacılık                    -           4          4          2+

Biyoloji                    4(3)       2          2          1+

Mühendislik             8(7)      9(6)     5(2)        6+

Yer Bil.                       2           -          3          2+

Matematik                   -            2         -          1+  

(Parantez içindeki sayılar yurt dışında yaşayan bilim insanı sayısını göstermektedir)

 

Tablo 4.Yüksek h-sayılı Kimyacıların  Anabilim Dallarına göre sayıları

Bilim Alanı       h=20-51  16-19   13-15   10-12

Kimya Müh*            4        4           2           6

Polimer*                  4        5           7           8

Anorganik                3        1           3           5

Organik                   1        2           2           8

Analitik                    3        2           7           5

Diğer                       2        3           3         13

 

Tablo 5.Ülkemizdeki  50 üzeri yayınlı,  100 üzeri atıflı makaleli kimyacı öğretim üyesi sayıları ve h-faktörleri

Kimya ABD    50- Yayın  100 atıf       h: 18    12-18       9-12 

Analitik               10             4               3         8              9

Anorganik           14             4               6         8               5

Organik                7             5               1         7               3

Polimer+Fiziko   21             7               7       12               6

Kimya Müh.         6             -               3         3               4

 

Ülkemizde Analitik Kimya

Ülkemizdeki Analitik Araştırmaların çoğu üniversitelerimizde (%90 üzeri) yapıldığından toplu bir göz atarsak;

En çok spektroskopik tekniklerle, bunlar arasında ise en çok kullanılan aletin AAS olduğunu gözleriz. Spektroskopiyi elektokimyasal araştırmalar, en çok kullandıkları alet polaragrafi izler.

Uygulama alanları itibariyle baktığımız zaman;

   1.önceliği çevresel örnek analizi alır.türlendirme,ön zenginleştirme, 2.öncelik pür analitik, 3.ilaç, gıda kontrol çalışmalarının aldığı, bu alanları ise arkeometri, yüzey analizi, metal analizi, jeolojik örnek analizi, klinik analiz vb. izlediği görülür.

Enstrümentasyon-alet geliştirme-otomasyonu alanında çalışma yoktur.

Ülkemizde analitik kimya, özellikle atomik spektroskopi 1970 yılından sonra çok hızlı bir gelişme göstermiştir. Ülkemiz geçen sürede 11 ulusal spektroskopi kongresi yapmış, 1999 yılında da uluslar arası en büyük spektroskopi kongresine ev sahipliği etmiştir. Analitik kimya alanında ulusal kongrelere ek olarak çevremizdeki ülkelerle Akdeniz, Ege ve Karadeniz havzası ülkeler analitik kimya kongreleri de düzenlenmekte olup, bu alandaki kongrelerden 5’i ülkemizde gerçekleştirilmiştir.

Analitik kimyacıların yayınları da son yıllarda hızla artmıştır.Yayın yapanlar incelendiği zaman tüm analitikçilerin 1947-2001 Kasım itibari ile SCI tarafından incelenen dergilerde yayın sayısı her yıl düzenli olarak artmakta olup, kalite düşünülmeden bazı sonuçlar çıkarabiliriz.

 

      Tablo 6. Ülkemizdeki Yayın Yapan Analitik Kimyacılar

           Emekli analitik kimyacılar

                  30 üzeri            3 kişi

                  10-30 arası      3 “

                  5-10 arası        2 “

                  0-5 arası          5 “

       Aktif çalışanlar (Aralık 2005)

                  50 yayın ve üzeri          10 kişi

                  30-50 arası                  10 “

                  20-30 arası                  15 ”

                  20 den daha az            çok sayıda

 

Tablo 7.  Ülkemiz Üniversitelerinde Öğretim Elemanları Dağılımı

Şehir        Prof.   Doçent  Yrd. Doç  Toplam

Ankara      2866      984       1494      11965

İstanbul     2628    1121       1769      12402

İzmir         1177      489       1061       6640

3 İl Topl.    6671    2594       4324     31007

Diğer İller   4496    2908     11182     50989

G.Toplam  11168  15506     15506     81996

Kaynak: YÖK Str. Plan

 

Tablo 8. Üç büyük şehir ve diğer şehirlerin 2005 Yılı Türkiye Yayında payları

İller                         Doç.+ Prof.    % Pay       Yayın Toplamı     % Pay

3 Büyük şehir             9265           55.5               9745               53.8

Diğer İller                   7404            44.5              8356               46.2

Toplam                     16669          100.0            18101            100.0

2005 Yayın toplamı: 16353 ortak yayın 1217

 

Tablo 8. Büyük Üniversitelerin Yayın/ Öğr. Üyesi Sırası

İstanbul      30      Çukurova    33

Ankara       31       Selçuk        39

Ege             36       Uludağ       56

Marmara     49       Gaziantep   8

Gazi            50       Trakya        9

Dokuz Eylül 52      Fırat          13

Yıldız Teknik62      Erciyes     14

Bilkent:1, Gebze YTE:2 Koç:3, Boğ.:4, ODTÜ:5, Başkent:6, Hacettepe: 10

Kaynak: YÖK Str. Plan

 

Gelecekte Bilim:

Geleceğin bilimi olarak görünen ve çok yoğun çalışılacak olan konuları şöyle sıralayabiliriz.Lazer teknolojisi, Nano teknoloji, Bioteknoloji, Optik teknoloji,Tıp teknikleri,Yenilenebilir enerji

Tüm bu konularda kimyacılar çalışabilir ve başarıya ulaşabilir.

 

Bilim Etiği

Bir bilimci genel yaşamında, araştırma ve yayınlarında etik kurallara uymalıdır. Maalesef bilimde ölçümlerle oynama, masa başında uydurma ve aşırma sonuçlar ve uydurma yayınlar da hakemlerin gözünden kaçabilmektedir. Katkısı olmadan yayına adını koydurma, veya destek amaçlı adını yayına alma, atıf yapma, gereksiz atıf paslaşması görülebilmektedir. Bilim bir yaşam tarzı olmalıdır. Bilimci dürüst, kendine, mesleğine, bilime, doğaya ve etik değerlere saygılı olmalıdır. Kurumlar ödüllendirme kadar bilim etiği ihlali halinde cezalandırma kurallarını da saptamalıdır.

Kaynaklar

 

1- Berkem Ali Rıza Kimya tarihine Toplu bir bakış, Türk Kimya Derneği Yayınları       No:12, İstanbul 1996.

          2- Baysal Bahattin, Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Bilim, Türkiye Cumhuriyetinin 75. Yılında Bilim, Tüba yayınları, Ankara 1999.

          3- Yurtsever Ersin Tüba Konferansları, TÜBİTAK  Feza Gürsey Salonu 2003.

          4- Seçen Hasan, Baysal B.Türkiye Kaynaklı Bilimsel Yayınlar ve Türkiyenin yayın sıralamasındaki yeri, Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi, 967, 2005.

          5- Doğan Mehmet, Muhtelif Yazılar ve kişisel Web:yunus.hacettepe.edu.tr

           6- ISI Web of Science General Index  Eylül 2006