Bilimsel Yayınlar
(Scientific Publications)

Popüler Bilim
(Popular Science)

Tez Yönetimi Ve Danışmanlık
(Thesis Directed)

Verdiği Dersler
(Courses Instructed)

BİLİM ve BİLİMSEL BAŞARININ DEGERLENDİRİLMESİ III

 

İngilizlerin “Science”, Almanların “Wissenschaft”, Osmanlının “İlim” ve “Fen” olarak adlandırdığı bilim kısaca bilinmeyeni merakla bilgi edinme, bilgi öğrenimi amaçlı araştırma olarak tanımlanabilir. Bilim genelde doğa, insan ve toplum konularında bilimsel- nesnel yöntemlerle elde edilmiş düzenli ve örgütlü bilgidir.

İnsanoğlu yaradılışından beri çevresinde gördüğünü, olup- biteni merak etmiş, öğrenmeye çalışmıştır. Bir kısmını dokunarak,gözlemleyerek, tadarak öğrenmeye çalışırken,bazı olay ve nesnelerden korkmuş, onlarla ilgili söylentiye inanmış veya onları kutsayarak tapmıştır. Yıllarca bilim felsefenin konusu ve bilimciler filozof, alim olarak görülmüş, bilgi düşünülerek üretilmiştir.

Aydınlanma dönemini izleyen yıllarda Newton, Lavoisier gibi bilim adamları bilimsel yöntem kullanarak, deneyerek öğrenmenin yolunu açmışlardır. Ara dönemde ve karanlık çağda ödül yerine canlarından olan bilim adamları da çoktur. Bilimdeki asıl gelişme 19.YY başında başlamış, 20.YY da zirveye tırmanmıştır.

Doğa bilimleri uygulama alanına aktarılınca sanayi devrimi doğmuş, bu  çağla üretici bilim adamlarının ödüllendirilmelerine başlanmıştır. İlk ödüllendirilenler zengin ülkeleri patronlarının hizmetine açan kaşifler olmuştur.

Aydınlanma dönemi ile devlet ve boy yöneticileri müneccim ve rahip yerine, bilge kişileri, kaşifleri himayelerine alarak onları ödüllendirmeleri belki de bilimdeki başarının ilk değerlendirilmesidir.

 

Çağdaş Başarı Ödülleri

Kimya, Fizik, Tıp, Edebiyat Barış ve İktisat alanlarında “NOBEL” ödülleri halen en prestijli ödüllendirmedir.

Kıtalar ve Ülkelerin belirli alanlarda verdiği ödüller,

Kurumların ve kuruluşların belirli alanlarda, özellikle sanat dallarında kriterlerini kendileri belirleyerek verdiği ödüller, patent ve lisans hakları, ürün ve bilgi satarak (telif ücreti, bilirkişi raporu,gelişim planı, proje gibi) kazanımlar da bir tür ödüllendirmedir.

Bu değerlendirmede etkili olan kriterler kurumsal, ulusal ve evrensel düzeyde belirlenebilir. Belirlenen kriterlere göre de  seçme, atama ve ödüllendirmeler yapılır, başarı sıralamaları saptanır. Kurumlar ve ülkeler bilimcilerinin evrensel ölçütlerde başarılı olması yanında üretilen bilgilerin kendilerine de yararlı olmasını isterler. Bazı hallerde evrensel kriter yerine yerel kriterler saptayabilirler. İyi bir bilimcinin ürünlerinin de evrensel düzeyde başarılı olması istenir. Bilimsel sonucu yine bilimciler değerlendirir. Bilimci bilimini ve kendini evrensel düzeyde tanıtmak için çaba harcar, çalışır.

Yayınların kalitesi yayınlandığı derginin evrensel kabul edilen kalitesi, yani etki faktörü (impact factor) ve yayına başka tanınmış yazarlar tarafından yapılan atıflar ve alıntılarla ölçülür. Bilimcinin başarısında ilk sırayı başarılı bilimsel yayın sayısı ve yayınlarına yapılan atıf sayıları alır.

Bir yayına atıf yine başka bilimsel yayınlarda yapılacağından atıf yapılan yayının niteliği de önem kazanır. Yayına atıflar bir başka dergide yayınlanan makalede bilimsel kitap ve ansiklopedilerde, benzeri başka tezlerde, firma kataloglarında, broşürlerde yapılabilir. ISI (Institute Scientific Information) gibi elektronik ulaşıma acık ticari firmalar sadece uluslar arası saygın ve sürekli yayınlanan dergilerdeki makale ve atıfları indekslerine alıp  taradığından her bilimci en yüksek etki faktörlü dergide yayın yapmak ister. Bu tür dergilere yayınlanmak üzere dünyanın her yerinden çok sayıda makale gönderildiğinden ince eleyip, sık dokurlar.  Kendilerine gelen makalelerin çok az bir kesrini yayınlarlar. Etki faktörleri hep yüksek kalır.

Kitaplar ve ansiklopedilerde yapılan atıflar daha önemli ve prestijli olmasına rağmen bu atıflara ulaşılmasındaki zorluk nedeniyle atıf indekslerinde taranmadığından bazı değerlendirmelerde göz ardı edilir.

 

Bilimsel Dergiler ve Kaliteleri

Bilimsel dergiler genellikle hakemli ve hakemsiz olarak süreli yayınlanan dergiler olup, değişik ticari ve kamusal kuruluşlar tarafından değişik dillerde  ve ülkelerde yayınlanan dergilerdir. Bunların bir kısmı uluslar arası nitelik kazanmıştır. Bir kısmı ise yerel, ülkesel ve uluslar arası olmasına rağmen genel indeksler tarafından taranmayan dergilerdir. Genel ticari çok farklı indeks olmasına rağmen bunlardan ISI tarafından tarananlar dünyaca en çok tercih edilenlerdir.

 

ISI Institute Scientific Information
        
Thomson Publisching Co. nin bir kuruluşu olup SCI, SSCI,AHCI indekslerini yayınlar.

ISI 1958 Yılında kurulan bir şirket olup Dünyadaki 150000 süreli yayından 8950 tanesini her zaman 800 elemanı ile tarar, kütüphanelerin, araştırıcıların ve bilimcilerin hizmetine sunar. Para da kazanır. Taranan dergiler ve bilim alanları:

Yaşam bilimleri (Life Sciences):             1350

( Bioloji, Çevre, Ziraat,Orman) :             1070

Kimya, Fizik, Yer Bilimleri:                    1080

Klinik Tıp:                                                1150

Mühendislik (tüm alanlar ve Bilgis):       1100

Sosyal  ve davranış Bilimleri:                  1630

Sanat ve Insan Bilimleri:                          1100

İşletme :                                                      235                                

        İşte bu nedenle böyle taranan dergilerdeki yayınlar, bunların etki faktörü en yüksek olanlar dünyanın her yerinde en tercih edilen yayınlar olup, yine bu tür dergilerde yapılan atıflar o yayının kalitesinin göstergeleri olarak kabul edilir.

         ISI’nin yukarıdaki indeksleri dışında diğer kuruluşların da “Medline, Mat.Science Net, LISA, Chemical Abstract” gibi daha birçok tarama indeksleri de vardır.

        

         Diğer Akademik Başarı Ölçütleri

 

        Bilimcinin yayın ve atıflar dışında bilimsel kitap yazarlığı, bilimsel kitap ve ansiklopedilerde bölüm yazarlığı, lisansı satın alınan patentler ( tüm patentler değil, sadece lisansı satılanlar), bilimcinin adıyla anılan formüller veya eşitlikler, çağrılı tebliğ ve makaleler, üniversitesi dışı destekli bilimsel projeler, kazandığı ödüller, aldığı araştırma davetleri, dergilerde editörlük ve hakemlikler ve bu başarıların kazanıldığı süreler  de değerlendirilir. Tez yönetmesi ve doktora sonrası çalışmalar yönetmesi bilgilerini topluma, öğrencilerine aktarması da önemlidir.

Kişi bir kurumun veya araştırma merkezinin başına getirilecekse ayrıca bir uzman grubu önünde tebliğ sunması ve ileriye dönük projelerini, seçileceği veya atanacağı görevle ilgili projeleri ve insani ilişkileri de değerlendirilir.

 

Yaygın Başarı Değerlendirme Kriterleri

 

       Her ülke için geçerli evrensel nitelikli saptanmış başarı değerlendirme kriterleri yoktur. Her ülke, her başarı ödüllendiren kurum, hatta üniversite seçme, atama ve ödüllendirme kriterlerini yukarıda sıralanan evrensel kabul gören başarı göstergelerine ve kendilerinin düzey ve istedikleri niteliklerine göre belirlemektedir. Çoğu yaygın değerlendirme kriterlerinde sözünü ettiğimiz yayın sayıları ve nitelikleri en önemli yeri almaktadır.

   Örnek olarak eski doğu Avrupa ülkelerinde Bilimler Akademisine seçilmek için asgari   koşullar: a) SCI de taranan dergilerde 25 yayın, b) 500 atıf, c) uluslararası destekli veya ortaklı bir proje, d) uluslar arası 5’i çağrılı 25 tebliğ, e) uluslar arası kitap ve kitapta bölüm yazarlığı, f) ulusal düzeyde proje ve tez yönetimi, tebliğ istenir. Önerilen adaylardan en yüksek kriterlere ulaşanlar seçilir.

Almanya’da bilim alanına göre sınıflandırılan dergilerdeki toplam ve son 10 yıldaki yayın sayısı ve bunlara yapılan atıflarla lisansı satılan patentlerinin sayısını, bilimcinin yaşını, içeren karmaşık bir formülle hesaplanan başarı katsayısı esas alınıyor. Duruma göre adaylardan secici-değerlendirici kurul önünde tebliğ vermesi isteniyor.

 

 Almanya’dan (Münih Teknik Üniversitesi) Hesaplama Örnekleri:

 

Son yıldaki çalışmaları, yaşı dikkate alınarak bir kalite derecesi hesaplanıyor. Çalışmalarından yayınlanan makaleleri, aldığı toplam atıflar, dergilerin kendi alanındaki saygınlık derecesi (en yüksek etki dereceli-IF- lü dergiye göre sıra derecesi esas alınıyor. Patentlerinden lisansı satılanın bir fazlası ile çarpılarak adayın yaşına bölünüyor.

Kalite derecesi= ((rxn)/s)xmx(p+1)/a

Örnek 1: 50 yaşında bilimci son 10 yılda 100 makale yayınlamış, en yüksek atıf alan 10 tanesi 200 atıf almış, yayınların yapıldığı dergilerin 8 i 1.grup,2 si 10. grupta yer alıyor. Bu kişinin 4 patenti satılmış olsun. Bu kişinin  kalite derecesi (KD)

 KD= ((8x1+2x1/10)x200x(4+1))/50=164,

Ör.2: 30 yaşında 10 yılda 10 makale, hepsi 1.grup dergide 2000 atıf almış, 9 patenti satılmış

KD= 10x2000x(9+1)/30=666

Ör.3: 60 yaşında 10 yılda 200 makale yazmış. En iyi 10’u 100 atıf almış. Hiç patenti satılmamış Dergilerin tamamı 20. grupta

KD=(200x100)/20 x(0+1)/60= 16.7

Ör.4: 40 yaşında 1 makale ve 1.sırada 1000 atıf almış, 99 patenti satılmış

KD= 1x1000x(99+1)/40= 2500

 

Yeni Önerilen h-Sayısı

h- Sayısı ilk yazılarımızda da tanımlandığı gibi tüm yayınlarından kaçının bu değer üzerinde atıf aldığı şeklinde basitleştirilebilir. Örnek olarak A kişisinin 100 yayını olsa ve bunlardan 20 tanesi 20’nin üzerinde atıf almışsa h-değeri=20, B kişisinin de 21 yayını olsa ve bunların 20 si 20’nin üzerinde atıf alsa bu kişinin de h-değeri=20 olur.

h-sayısını öne sürenlere göre iyi bir bilimcinin tüm yazdıkları yüksek atıf almalı. Bir kişi tesadüfen veya bilerek bulunduğu iyi bir merkezde meşhur bilimcilerle, büyük bir grupla çok yüksek atıf alan yayınlar yapsa toplam atıf sayısı çok yüksek olabilir. Ancak başka yayınları çok az atıf alıyorsa o iyi bir bilimci olmayabilir. 20 yıllık akademik hayatta h= 20 olmuşsa iyi bilimci sayılabilir. h=12 ise yeterli sayılabilir.

h- sayısının tartışılacak çok yönü var. Dergi kalitesi, yani “impact factor”ü, toplam yayın sayısı, atıf/yayın oranı yayındaki yükü, yazar sayısı, bu sayıda etkin olmadığı gibi, makale ve makaleye yapılan atıf dışında bilimcinin diğer etkinlikleri de kapsanmamaktadır. Bilimcinin yazdığı kitaplar, kitap ve ansiklopedilerde eserlerine yapılan atıflar, yetiştirdiği bilim adamları, aldığı patentler, yaptığı projeler, verdiği raporlar hiç işe katılmıyor. Çağrılı tebliği ve çağrılı makalesi gibi etkinlikler de dikkate alınmıyor. Ülkemizde patenti olan az olduğundan patent önemsenir, aslında birçok ülkede lisansı satılmayan patentler hiç önemsenmiyor.

Bu ölçütün tartışılabilecek bir yönü de toplam atıf sayısı dikkate alınmadan salt h-faktörüne bakarak o kişiyi değerlendirmenin sakıncasıdır. h-faktörünün suni yükseltilmesini önlemek için kendi kendine atıf ayıklanmalıdır. Örnek olarak A kişisi 200 yayın yapsa bunun bir yayını 500, bir yayını 450, başka yayınları 250-150,25,30 vb şeklinde atıflar alarak sadece 20 yayını 20 ve üzeri atıf almışsa bu kişinin h- değeri de 20 olurken, B kişisinin aldığı en yüksek atıflar 35, 34,33...21,21,20  vb gibi çok az olsa bile 20 yayını 20’nin üzerinde atıf yapsa yine h –değerinin 20 olmasıdır. Bu sayının iyiliğini gösteren somut bir örnek: Toplam 78 yayını olan, ilk 3 makalesi sıra ile  119,116,96 atıf almış ve 20 üzeri atıf alan16 makale makalesi olan A’nın. h- değeri 17 olurken, makale sayısı bunun 2 katından fazla ve 165 olan B kişisinin yayınlarına atıf az yapıldığından h- sayısı 12 saptanmıştır. Bu sonuç normal olup, okunmayan, kullanılmayan, etki yapmayan çok sayıda yayın da başarı göstergesi olamaz. Kendi kendine atıf da ayıklanmalıdır. Tüm eksikliğine rağmen yine de bilimsel, tarafsız ve iyi bir ölçüt görünmektedir. Şüphesiz ölçütsüzlükten daha iyidir. Çok sayıda atıflı yayını ölçü alan h-sayısına ek diğer başarı göstergelerini de kapsayan yeni kriter tanımlanması daha iyi olur. 

 

Bilim Etiği

 

Bir bilimci genel yaşamında, araştırma ve yayınlarında etik kurallara uymalıdır. Maalesef bilimde ölçümlerle oynama, masa başında uydurma ve aşırma sonuçlar ve uydurma yayınlar da hakemlerin gözünden kaçabilmektedir. Katkısı olmadan yayına adını koydurma, veya destek amaçlı adını yayına alma, atıf yapma, gereksiz atıf paslaşması görülebilmektedir. Bilim bir yaşam tarzı olmalıdır. Bilimci dürüst, kendine, mesleğine, bilime, doğaya ve etik değerlere saygılı olmalıdır. Kurumlar ödüllendirme kadar bilim etiği ihlali halinde cezalandırma kurallarını da saptamalıdır.