| GO |
|
"Acemi oyuncu , uzun uzun düşünür ve sonunda karar verir, kendinden emin bir şekilde yapılabilecek en kötü hamleyi yapar".. işte ben!
Bir süredir GO oynuyorum. İşte kronik bir aceminin go notları ve düşünceleri.. Tarihçe GO Öğrenimi Boş bir on dakikanızda öğrenmenizi tavsiye ederim.
Ama gerçekten oyundan zevk alabilmek, ancak 10 tane terim ezberleyip
2-3 stratejii öğrenip iyi bilen 10-12 kişiye (ya da internetteki 10 yaşındaki
japon çocuklarına) yenildikten sonra mümkün olabiliyor. Çoğu oyunda iyi bilenle aceminin iyi iki tarada da zevk verecek bir maç yapma olasılığı yoktur. Hatta genelde iki taraf da eğlenmez. Ancak Go' da başta avans verme esasına dayanan handicap sistemiyle, aceminin, iyi bileni fazla sıkmadan oynaması mümkün olabiliyor. Acemi, başlangıçtaki taş sayısı üstünlüğünü, yaptığı aptalca hatalarla bir an önce kapatmaya çalışıyor. Korelilerdi sanırım.. birisiyle ev arkadaşı olmadan evvel onunla bir el go oynarlarmış. İnternette GO GO & Art Travenian'ın "Şibumi" isimli romanını kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. GO, Matematiksel analizi, bilim ilişkisi ilk bakışta kurallar kolay olduğu için GO oynayan bir program yazmak kolay gibi gelebilir. Ama bütün olasılıkları hesaplama için gerekecek işlem miktarını bir kenara bırakırsak bile bir sürü güçlük var. Lokal olarak iyi kabul edebilecek bir hamle, oyunun bütünü göze alındığında korkunç olabilir. Birbirine yaklaşmaya çalışan iki grubu, çok sinsice başlatılmış bir kuşatma planını hissetmek, durup bir an tahtaya kuş bakışı bakılması gereken anı yakalamak çok zor (belki image processing, fuzzy..neural network?... cık.. zor bence ) Tayvan da The Ing Chang-ki Goe Educational Foundation, gerçekten iyi bir oyuncuyu yenecek bilgisayar programına (herhalde programcısına) US$1,000,000 veriyor. yani iş ciddi. hadi genç programcılar iş başına :) Oyunun epey dahi yetiştirmiş olan Princeton üniversitesinde çok moda olduğunu düşünüyorum. Aynı hafta içerisinde hem Feynmann'ın otobiyografik kitabında hem de Nobelli matematikçi John Nash'ın hayatının anlatıldığı oskarlı "beautiful mind" da princeton-go ilişkisine rastlayınca, öyle düşündüm. Aslında bunlar dışında da fazla bir kanıtım yok :) GO vs Satranç dünyanın en iyi satranç oyuncusun deep blue'ya yenilmesiyle insan yaratıcılığı ve zekasının brute-force altında ezilmesi büyük üzüntü yarattı. Ama endişelenecek bir şey yok aslıdna. Hiç bir bilgisayar programı orta düzey bir GO oyuncusunu bile yenemiyor. Bence buradan çıkan sonuçlar: 1) Bütün olasılıkları rekursif rekursif kontrol etmek zeka değil. 2) Satranç sadece olasılık kontrol edilerek mekanize oynanıp başarıya ulaşılabilecek bir oyun. 3) insanı insan yapan özellikler zeka, yaratıcılık, sezgiyse, onları GO oyununda satrançtan daha çok kullanıyoruz. Beyin fonksiyonları açısından bakarsak satranç'ta genellikle beynin sol tarafı (analitik) ağırlıklı çalışırken, go da ise sol ve sağ tarafın beraber çalışması gerekiyormuş ( artistic/pattern recognititon) Satrançta Yıllardır üzerinde çalışılan bir çok açılış taktikleriyle başlamazsanız genelde oyunu kaybetmeye mahkumsunuz. Zaten 28-30 hamlede biten oyunun ilk hamleleri de böyle standart olunca, iyice sıkıcı bir hal alıyor olmalı. Zaten profesyonel oyuncuların maçları acaip bir hata yapılmadıkça berabere bitiyormuş. Hani küçükken Van Damme Arnold'la dövüşse kim yener, ya da acaba Batman'mi döver Örümcek adam mı gibi küçük kafaları kurcalayıcı problemler vardı. Şimdi büyüdük.. Ama mesela, halen, aikido çalıştığımız dojoda, çalışma öncesi en sevilen geyiklerden biri "acaba 5.dan karateci 5.dan aikidocuyu dövebilir mi? ". Tabi go öğrenince insan merak ediyor, acaip iyi bir GO ustasıyla iyi bir satranç ustası karşılaşsalar ne olur. Tabi araç çok farklı olduğu için bu bir japon Kendocuyla bir fransız ekstirimciyi karşılaştırmaktan daha zor. Acaba birbirlerininkini öğrenip bir go bir de satranç oynasalar, hiç fikir verir mi? ikisi de strateji.. Gerçekten güzel bir karşılaştırma için buraya tıklayabilirsiniz. |
|||||||
|
GO Atasözleri
Aşağıda www.gobase.org dan derlediğim ve çevirdiğim atasözleri var. Bütün atasözleri gibi bunlar da kendi aralarında çelişebiliyor :)
|
NOT: bu sayfada olabilecek eksik ya da yanlış bilgileri lütfen hemen bildirin.Görüşlerinizi de herzaman beklerim ( emrecan@hacettepe.edu.tr )