The International Rock-Climbing Research Association (IRCRA) kongresi için Prag Charles Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Fakültesi’ne gelmişken binalarını ve tesislerini de inceleme fırsatı buldum.
Fakültenin binası ve açık alanları şehir ile havalimanı arasında ve havalimanına daha yakın bir konumda bulunuyor. Kuzeyinde güzel bir gölet, kamp alanları ve doğa yürüyüşü yolları var. Şehir merkezinden ulaşımı oldukça kolay. Ben şehir merkezinden metroyla Nádraží Veleslavín istasyonuna gelip buradan fakülteye yürüdüm.
Fakültenin ‘Hareket, bizim tutkumuz’ diye güzel bir sloganı var. Akıllıca düşünülüp çok güzel inşa edilmiş bir binası var. Orta avlulu kare bir yapı ve güneyde 3 dik uzantı. Girişte tüm bina haritası, lablar, sınıflar, spor salonları ve ofislerin yerleri belirtilmiş. İçerisinde yemekhaneden kırtasiyeye kadar her şey var. Duvarlarda eski başarıların ve fakültenin tarihinden fotoğraflar ve hikayeler var. Spor salonları çok işlevli tasarlanmış. Katlanabilir ve modüler ekipmanlarla farklı sporlar ve işler yapılabilir. Sınıflarda tekerlekli sandalye ile gelecek öğrencilere uygun masalar da tabii ki düşünülmüş.
Orta avlu çok güzel kullanılmış. Tüm ana koridorlardan bu alan görünebiliyor ve bu alana birçok noktadan çıkış var. Bina içerisine taşınacak ekipmanlar için araç girişine uygun kemer açıklığı ve buna uygun bina içi taşıma kapıları da yapılmış! Bu alanda, fakültenin ilk mezunlarından Josef Bezak’a adanmış ve 2025 yılında açılan bir kalistenik alanı, bir adet tenis kortu ve üzeri kapalı bir etkinlik alanı (kongre kapanış partisinin yapıldığı yer) bulunuyor.
Fakültenin bodrum katında, Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’ndeki gibi bir tartan pist, birbirine bağlı 4 salondan oluşan bir fitness salonu (öğrenciler için tek giriş 340 TL, aylık 3600 TL) ve laboratuvarlar var. Tırmanış fizyolojisi çalıştıkları laboratuvar hariç, diğerlerini gezme fırsatım olmadı; ama koridor ve depolarda gördüğüm kadarıyla kaynakları doğru ve kaliteli ekipmanlara ayırmışlar.
Aynı binanın açık sahalar tarafındaki bölümünde de dışarıdan ayrı girişi olan ve fitness alanları ile stüdyolarıyla birçok hizmet sunan bir spor merkezi var. Altı squash salonu olması yanı sıra, tırmanış duvarının burada bulunması ve giriş kafesindeki duvarlara asılı tarihi bisiklet koleksiyonu da dikkat çekiciydi. Fakültenin bisiklet federasyonuyla iş birliği yaptığını girişe yazmışlar ama o güzel klasik bisiklet koleksiyonunun nasıl geldiğini ve kime ait olduğunu öğrenemedim. Danışmada duran ve İngilizce konuşmayan çalışan sadece “The boss” dedi.
Binanın dışına çıktığımızda ise olması gerektiği gibi bir çim saha, atma ve atlama alanları, halı saha, plaj voleybolu ve şişme sistemle üzeri kapatılmış bir tenis kortu yer alıyor. Ek olarak mini golf sahası da var. Farklı ve güzel olan ise binanın güney uzantılarından birinin arasına yapılmış, ağaçlar arasında ilerleyen bir macera parkıydı. Doğa sporlarına ve doğada öğrenmeye önem veriyorlar! Bina koridorlarındaki afişler de bunu destekliyordu.
Genel olarak fiziki koşulları beğendim. Tanıştığım akademisyenlerin ve lisansüstü öğrencilerin hepsi tırmanış ve doğa sporları ile uğraştığı için iletişim kurmak kolaydı ve sıcaklardı. İzin dönemi olduğu için fakülteler arası anlaşma için Erasmus koordinatörüyle mesajlaştık, fakat yüz yüze görüşemedik.



















Bu yazı yorumlara kapalı.